Yumurtalık (over) kistleri, genellikle iyi huylu olan sıvı dolu keseciklerdir ve kadınların yumurtalıklarında gelişir. Çoğu kist belirti vermez ve rutin jinekolojik muayenelerde tesadüfen saptanır. Ancak bazı kistler ağrı, adet düzensizliği ve karında şişlik gibi şikâyetlere yol açabilir.
Fonksiyonel over kistleri adet döngüsünün doğal bir parçası olarak oluşur ve genellikle tedavi gerektirmeden kendiliğinden kaybolur. Bu tip kistler, östrojen ve progesteron hormonlarının dengesine bağlı olarak gelişir. Ultrasonografi ile kolayca tespit edilirler ve genellikle izlem yeterlidir.
Kompleks yapılı veya büyük boyutlu yumurtalık kistleri, torsiyon (burkulma), rüptür (patlama) veya malignite riski gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu tür durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Kistin tipi, büyüklüğü ve hastanın yaşı tedavi sürecini belirler.
Yumurtalık kistlerinin tanısı için transvajinal ultrasonografi, hormon testleri ve gerekli durumlarda tümör belirteçleri kullanılır. Tedavi seçenekleri arasında ilaçla takip, hormonal tedavi veya laparoskopik cerrahi bulunur. Erken tanı, olası riskleri azaltmada büyük önem taşır.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | Yumurtalık (over) kistleri, yumurtalıklarda veya yüzeyinde oluşan sıvı ya da yarı katı madde içeren keseciklerdir. |
| Oluşum Nedenleri | Hormonal değişiklikler, yumurtlama süreci, endometriozis, enfeksiyonlar veya tümöral oluşumlar neden olabilir. |
| Yaygın Görülen Türler | Fonksiyonel kistler (follikül ve korpus luteum kistleri), dermoid kist, endometrioma (çikolata kisti), kistadenomlar. |
| Belirtiler | Alt karın ağrısı, şişlik hissi, adet düzensizlikleri, cinsel ilişki sırasında ağrı, sık idrara çıkma, nadiren bulantı ve kusma. |
| Tanı Yöntemleri | Jinekolojik muayene, transvajinal ultrasonografi, karın ultrasonografisi, MR veya BT, tümör belirteçleri (CA-125 gibi). |
| Riskli Durumlar | Kistin büyük olması, hızlı büyümesi, torsiyona neden olması, içeriğinin katı yapıda olması, menopoz sonrası saptanması. |
| Komplikasyonlar | Kist rüptürü (yırtılması), torsiyon (yumurtalığın kendi etrafında dönmesi), enfeksiyon, doğurganlık problemleri. |
| Tedavi Seçenekleri | İzlem (kendiliğinden kaybolabilen kistlerde), ilaç tedavisi (özellikle hormonlar), laparoskopik ya da açık cerrahi müdahale. |
| Cerrahi Gerektiren Durumlar | Kistin büyük olması, semptomlara neden olması, kötü huylu olma ihtimali, menopoz sonrası tespit edilmesi. |
| İyi Huylu mu, Kötü Huylu mu? | Çoğu over kisti iyi huyludur; ancak kist yapısı, içerik özellikleri ve bazı belirteçlerin yüksekliği şüphe oluşturabilir. |
Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Nedir?
Yumurtalık kisti tedavisi, kistin türüne, boyutuna ve hastanın şikayetlerine göre belirlenir. Fonksiyonel kistler genellikle kendiliğinden kaybolur ve sadece takip yeterlidir. Ancak büyüyen, ağrıya neden olan ya da şüpheli görünen kistlerde müdahale gerekebilir. Tedavi seçenekleri arasında hormon tedavisi (doğum kontrol hapları), laparoskopik kist çıkarılması veya açık cerrahi yer alabilir. Malign şüphe durumunda daha kapsamlı cerrahi gerekebilir.
Yumurtalık Kistleri Neden ve Nasıl Oluşur?
Bu sorunun cevabını anlamak için önce vücudumuzun o muazzam aylık döngüsüne kısaca bakmamız gerekir. Her adet döneminde, yumurtalıklarınızda “folikül” adını verdiğimiz küçük bir kesecik büyümeye başlar. Bu keseciğin görevi, içindeki yumurta hücresini olgunlaştırmak ve zamanı geldiğinde çatlayarak bu yumurtayı serbest bırakmaktır. İşte bu çatlama olayına yumurtlama diyoruz.
Ancak bazen, vücudumuzdaki o hassas hormonal orkestrada ufak bir ritim bozukluğu yaşanır. Hormonlarınızın dengesi anlık olarak değişebilir ve büyüyen folikül, çatlaması gereken zamanda çatlayamaz. Çatlayamayan bu folikül, küçülüp yok olmak yerine büyümeye devam eder ve içi sıvıyla dolarak bir kiste dönüşür. Aslında bu vücudun fizyolojik işleyişindeki küçük bir takılmadır. Çoğu zaman bu oluşumlar o kadar doğal gelişir ki siz farkına bile varmadan bir sonraki adet döneminde kendiliğinden kaybolup giderler.
Bununla birlikte oluşum mekanizması her zaman bu kadar masum değildir. Bazen genetik yatkınlıklar, bazen bağışıklık sisteminin verdiği tepkiler veya endometriozis gibi kronik hastalıklar, kist oluşumunu tetikler. Özellikle endometriozis durumunda, rahim içini döşeyen dokunun yumurtalıklara yerleşmesi ve her ay orada kanama yapması sonucu kistler oluşur. Eski kanın birikmesiyle oluşan bu yapılar basit su dolu baloncuklardan çok daha farklı ve karmaşık bir yapıya sahiptir.
Hangi Yumurtalık Kisti Türleri Daha Sık Görülür?
Biz hekimler kistleri değerlendirirken onları kabaca iki ana gruba ayırırız. Bu ayrım, tedavi yolumuzu belirleyen en temel faktördür. İlk grup, az önce bahsettiğimiz ve “korkulmaması gereken” fonksiyonel kistlerdir. İkinci grup ise daha yakından takip veya müdahale gerektiren patolojik kistlerdir.
Fonksiyonel kistler, üreme çağındaki kadınlarda en sık karşılaştığımız türlerdir. Bunlar tamamen adet döngüsünün bir parçasıdır ve genellikle iyi huyludur. Vücudun doğal işleyişi içinde oluştukları için, çoğu zaman tedaviye bile gerek kalmadan 1-3 ay içerisinde kendiliğinden erirler.
Sık görülen fonksiyonel kistler şunlardır:
- Folikül kistleri
- Korpus luteum kistleri
- Teka lutein kistleri
Diğer tarafta ise patolojik kistler yer alır. Bu kistler adet döngüsünden bağımsız olarak gelişir ve kendiliğinden kaybolma ihtimalleri çok düşüktür. İçlerinde farklı dokular barındırabilirler ve hem sağlık hem de estetik açıdan bize daha fazla iş çıkarırlar.
Dikkat edilmesi gereken patolojik kistler şunlardır:
- Endometrioma (Çikolata kistleri)
- Dermoid kistler (Teratomlar)
- Kistadenomlar
Vücudunuzda Hangi Yumurtalık Kisti Belirtileri Görülebilir?
Yumurtalık kistleri bazen son derece sessiz ilerler. Yumurtalıklar karın içinde geniş bir boşlukta yer aldığı için, kist küçükken herhangi bir organa baskı yapmayabilir ve siz hiçbir şey hissetmeyebilirsiniz. Genellikle rutin bir kontrolde tesadüfen karşılaşırız bu durumla. Ancak kist büyüdükçe veya yapısı değiştikçe, vücudunuz size bazı sinyaller göndermeye başlar.
En yaygın belirti, kasık ve alt karın bölgesinde hissedilen, adet sancısına benzeyen ama daha uzun süren bir ağrıdır. Bu ağrı bazen künt bir basınç hissi, bazen de bıçak saplanır gibi keskin olabilir. Özellikle kist idrar torbasına baskı yapıyorsa sık idrara çıkma ihtiyacı, bağırsaklara baskı yapıyorsa kabızlık gibi sindirim sorunları yaşayabilirsiniz. Hastalarım sık sık “Karnımda sürekli bir şişlik var, ne kadar diyet yapsam da inmiyor” şikayetiyle gelirler; işte bu kistin yarattığı hacim etkisi olabilir.
Ancak bizim için en önemli ve yaşam kalitenizi en çok etkileyen belirtiler cinsel yaşam ve adet döngüsü üzerindeki etkileridir. Kistler hormonal dengeyi bozarak adetlerinizin gecikmesine, çok kanamalı olmasına veya lekelenmeler yaşamanıza neden olabilir. Ayrıca cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni), özellikle endometriozis kaynaklı kistlerde çok belirgindir ve ne yazık ki kadınların dile getirmekten çekindiği bir sorundur.
Yaygın görülen belirtiler şunlardır:
- Kasık ağrısı
- Karın şişliği
- Adet düzensizliği
- Sık idrara çıkma
- Cinsel ilişkide ağrı
- Bulantı
- Göğüslerde hassaslık
- İstenmeyen tüylenme
Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için WhatsApp üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz
Tanı Koyarken Hangi Yöntemler Kullanılır?
Tanı süreci aslında sandığınızdan çok daha basit ve hızlı ilerler. Poliklinik şartlarında yaptığımız detaylı bir muayene ve ultrason incelemesi, bize yol haritamızın büyük bir kısmını çizer. Ultrason, bizim elimiz ayağımız gibidir. Ses dalgaları sayesinde kistin içini, dışını, boyutunu ve yerleşimini net bir şekilde görebiliriz.
Ultrason sırasında kistin içinin berrak bir sıvıyla mı dolu olduğu, yoksa içinde katı alanlar mı barındırdığına bakarız. Basit, ince duvarlı ve içi sıvı dolu kistler genellikle bizi endişelendirmez. Ancak kalın duvarlı, içinde bölmeler olan veya kanlanması artmış yapılar gördüğümüzde daha detaylı incelemeye geçeriz. Bu noktada ileri görüntüleme yöntemleri devreye girer.
İhtiyaç duyulan ileri tetkikler şunlardır:
- Transvajinal ultrasonografi
- Renkli Doppler ultrasonografi
- Manyetik Rezonans (MR)
- Bilgisayarlı Tomografi (BT)
- Kan testleri
- Tümör belirteçleri (CA-125 vb.)
- Gebelik testi (Beta-HCG)
Yumurtalık Kisti Kanser Riski Taşır mı?
Her kadının aklındaki o en büyük soru işareti: “Acaba bu kist kansere dönüşür mü?” Öncelikle derin bir nefes alın. Üreme çağındaki kadınlarda görülen yumurtalık kistlerinin çok büyük bir çoğunluğu iyi huyludur ve kanserle hiçbir ilgisi yoktur. Kistler genellikle fizyolojik süreçlerin bir sonucudur.
Ancak her ihtimali değerlendirmek bizim hekimlik görevimizdir. Özellikle menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan veya tedaviye rağmen inatla büyüyen kistlere daha şüpheci yaklaşırız. Burada kan testlerinde baktığımız CA-125 gibi bazı tümör belirteçleri bize ipucu verir. Ama unutmayın ki CA-125, sadece kanserde değil çikolata kisti hastalığında, enfeksiyonlarda hatta adet döneminde bile yükselebilir. Bu yüzden tek başına bir kanser tanısı koydurmaz.
Eğer ultrasonda kistin yapısı karmaşıksa, karın içinde sıvı birikimi varsa ve ailede yumurtalık kanseri öyküsü bulunuyorsa, yaklaşımımız değişir. Bu durumda multidisipliner bir çalışma gerekir. Ameliyat sırasında “hızlı patoloji” (frozen) incelemesi yaparak, dokunun iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu o an belirler ve cerrahinin boyutuna ona göre karar veririz.
Tedavi Seçenekleri ve Cerrahi Kararı Hangi Durumlarda Verilir?
Kist tanısı aldınız diye hemen ameliyat masasına yatacağınızı düşünmeyin. Tedavi yaklaşımımız tamamen kişiye özeldir. Kistin boyutu, türü, sizin yaşınız, şikayetlerinizin şiddeti ve en önemlisi gelecekte çocuk isteyip istemediğiniz bizim kararımızı etkileyen temel faktörlerdir.
Eğer kistiniz 5 santimetreden küçükse, basit yapıdaysa ve sizi çok rahatsız etmiyorsa, en doğru yaklaşım “bekle ve gör” stratejisidir. Düzenli aralıklarla sizi ultrasona çağırır, kistin durumunu takip ederiz. Bu süreçte bazen doğum kontrol haplarından faydalanırız. Bu ilaçlar mevcut kisti yok etmez ama yumurtalıkları baskılayarak yeni kist oluşumunu engeller ve mevcut kistin küçülmesine zemin hazırlar.
Ancak bazı durumlarda cerrahi kaçınılmaz olur. Kist çok büyüdüyse, kendi etrafında dönüp (torsiyon) kan akışını bozma riski taşıyorsa veya patlamışsa (rüptür), acil müdahale gerekebilir. Ayrıca kanser şüphesi olan durumlarda veya ilaç tedavisine yanıt vermeyen inatçı ağrılarda cerrahi en kesin çözümdür.
Cerrahi gerektiren durumlar şunlardır:
- Kistin 5 cm’den büyük olması
- Şiddetli ağrı yapması
- Kanser şüphesi taşıması
- Torsiyon riski olması
- İlaç tedavisine yanıtsızlık
- Kistin hızla büyümesi
Ameliyat Yöntemi Olarak Laparoskopi mi Yoksa Açık Cerrahi mi Tercih Edilmeli?
Eğer cerrahi kararı verildiyse, bir sonraki aşama “nasıl bir ameliyat?” sorusudur. Günümüzde teknolojinin bize sunduğu imkanlar sayesinde, artık “Laparoskopi” yani kapalı ameliyat yöntemi altın standart haline gelmiştir. Bu yöntem estetik ve konfor açısından hastalarımıza büyük avantajlar sağlar.
Laparoskopide karnınızda büyük bir kesi açılmaz. Göbek deliğinden ve kasıktan açılan milimetrik deliklerden kamera ve aletlerle girerek işlemi gerçekleştiririz. Bu sayede karın kaslarınız kesilmediği için ameliyat sonrası çok daha az ağrı duyarsınız ve iyileşme süreciniz inanılmaz derecede hızlanır. Genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir, kısa sürede sosyal hayatınıza dönebilirsiniz. Estetik açıdan da karnınızda boydan boya bir iz kalmaması, vücut bütünlüğünüzü korumanız açısından çok önemlidir.
Açık cerrahiyi (laparotomi) ise genellikle kanser şüphesinin çok yüksek olduğu veya kistin kapalı yöntemle çıkarılamayacak kadar büyük ve yapışık olduğu durumlarda tercih ederiz. Burada öncelik hastanın hayatını kurtarmak ve hastalığı tamamen temizlemektir. Ancak açık cerrahinin iyileşme süreci daha uzundur ve geride belirgin bir iz bırakır.
İletişime Geç!
Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için formu doldurarak hemen iletişime geçebilirsiniz
Ameliyat Sonrası Cinsel İlişkide Ağrı Neden Devam Eder?
Tedavinin bittiğini sandığınız noktada bazen başka sorunlar baş gösterebilir. Kisti aldık, patolojiyi temizledik ama bazı hastalarımızda cinsel ilişki sırasında ağrı (disparoni) şikayeti devam edebilir. Bu durum özellikle endometriozis ve uzun süreli kist geçmişi olan kadınlarda sıkça rastladığımız bir tablodur.
Bunun sebebi genellikle “Kronik Pelvik Ağrı” sendromudur. Yıllarca süren ağrılar nedeniyle, pelvik taban kaslarınız kendini korumak için sürekli kasılı kalmaya alışır. Kist gitse bile kas hafızası devreye girer ve vajina girişindeki kaslar spazm halinde kalmaya devam eder. Bu da cinsel ilişkiyi ağrılı ve zor bir hale getirir. Ayrıca cerrahi sonrası oluşan küçük yapışıklıklar veya hormonal değişimlere bağlı vajinal kuruluk da bu ağrıyı tetikleyebilir.
İşte burada genital estetik ve fonksiyonel tedaviler devreye girer. Bu ağrı kalıcı değildir ve çözümü vardır. Pelvik taban rehabilitasyonu ile kasların gevşetilmesini sağlıyoruz. Ayrıca vajinal lazer veya radyofrekans uygulamaları ile o bölgedeki kan dolaşımını artırıp dokuların esnekliğini geri kazandırıyoruz. Bu tedaviler, cinsel hazzı ve konforu yeniden inşa etmemize yardımcı olur.
Hormonal Dengesizlikler Tüylenme Sorununa Nasıl Yol Açar?
Yumurtalık kistleri, özellikle Polikistik Over Sendromu (PCOS) ile ilişkili olanlar, sadece iç organlarınızı değil dış görünüşünüzü de etkiler. Yumurtalıkların düzenli çalışmaması, vücutta androjen (erkeklik hormonu) seviyelerinin artmasına neden olabilir. Bu hormonal dalgalanma, kadınlar için estetik açıdan oldukça rahatsız edici olan “Hirsutizm” yani aşırı tüylenme sorununu doğurur.
Çene altında, göğüs uçlarında, göbek çevresinde veya sırtta çıkan sert ve siyah kıllar, kadının özgüvenini ciddi anlamda zedeler. Biz tıbbi tedaviyle hormonları dengeye soksak bile, kökleşmiş kıl folikülleri kendiliğinden yok olmayabilir. Bu nedenle tedavi yaklaşımımız iki yönlü olmalıdır.
Hormonal tedavinin yanı sıra estetik çözümler de şarttır. Profesyonel lazer epilasyon yöntemleri, bu tüylenme sorununun kalıcı olarak çözülmesinde en büyük yardımcımızdır. Ancak doğru zamanlama önemlidir; hormonlar kontrol altına alınmadan yapılan epilasyon işlemleri bazen yetersiz kalabilir. Bu yüzden medikal tedavi ile estetik uygulamaların eş zamanlı ve koordineli yürütülmesi, en pürüzsüz sonucu almanızı sağlar.
Hirsutizm tedavisinde kullanılan yaklaşımlar şunlardır:
- Doğum kontrol hapları
- Anti-androjen ilaçlar
- Lazer epilasyon
- İğneli epilasyon
- Kilo kontrolü
- İnsülin direnci tedavisi
Cerrahi İzler ve Genital Estetik Sorunlar Nasıl Düzeltilir?
Bazen hastalık iyileşir ama geride bıraktığı izler ruhunuzu yormaya devam eder. Özellikle açık ameliyat geçirmek zorunda kalan hastalarımızda veya çoklu laparoskopi öyküsü olanlarda, karın bölgesindeki kesi izleri (skarlar) estetik kaygı yaratabilir. Bu izler, bikini giyerken çekinmenize veya partnerinizin yanında kendinizi rahatsız hissetmenize neden olabilir.
Ayrıca kistlerin yarattığı hormonal değişimler, sık kilo alıp vermeler veya gebelik süreçleri, genital bölgede şekil bozukluklarına yol açabilir. İç dudakların (labia minora) uzaması, sarkması veya dış dudakların (labia majora) hacmini kaybetmesi sık görülen durumlardır. Bu sadece görsel bir sorun değildir; sarkan dokular dar kıyafetlerde sürtünme yapar, spor yaparken acır ve hijyeni zorlaştırır.
Bu noktada Genital Estetik Uzmanı olarak sunduğumuz çözümler devreye girer. “Skar Revizyonu” ile o kötü görünen ameliyat izlerini estetik yöntemlerle silikleştirip daha kabul edilebilir hale getirebiliyoruz. Genital deformasyonlar içinse Labioplasti (dudak estetiği) ve Hudoplasti (klitoris estetiği) gibi işlemlerle anatomiyi doğal ve estetik formuna kavuşturuyoruz. Bu işlemler, hastanın geçirdiği zorlu hastalık sürecinin izlerini bedeninden silmesine yardımcı olur.
Bütüncül Tedavi Yaklaşımı Yaşam Kalitenizi Nasıl Değiştirir?
Yumurtalık kistlerinin tedavisi, sadece tıbbi bir zorunluluk değil aynı zamanda kadının kendini yeniden “tam” ve “iyi” hissetme yolculuğudur. Kistin cerrahi olarak alınması veya ilaçla yok edilmesi işin sadece teknik kısmıdır. Asıl iyileşme, kadının aynaya baktığında gördüğü bedenden mutlu olması, cinsel yaşamında ağrısız ve kaygısız bir hazza ulaşmasıyla gerçekleşir.
Kronik ağrının yarattığı yorgunluk, tüylenmenin getirdiği sosyal çekingenlik veya cinsel ilişkide yaşanan zorluklar birbiriyle bağlantılıdır. Biz hekimler olarak artık sadece hastalığa odaklanmıyoruz. Genital estetik uygulamaları, vajinoplasti, lazer tedavileri ve pelvik taban terapileri, bu yapbozun eksik parçalarını tamamlıyor.
Bu modern yaklaşımlar sayesinde, hastalarımız sadece fiziksel sağlıklarına kavuşmakla kalmıyor, aynı zamanda kaybettikleri özgüvenlerini de geri kazanıyorlar. İyileşme süreci, ruhsal ve bedensel bir bütünlenmeyi gerektirir. Unutmayın ki yaşadığınız estetik kaygılar veya cinsel fonksiyon sorunları “hastalığın bir cilvesi” olarak kabul edilmek zorunda değildir. Her birinin modern tıpta etkili ve yüz güldürücü çözümleri mevcuttur. Amacımız sizi sadece kistten kurtarmak değil hayatı en konforlu ve mutlu şekilde kucaklamanızı sağlamaktır.
İzmir’de Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Fiyatları Ne Kadar ?
Ortalama Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Yaptıranların Yorumları
Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi yaptıranların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Yapan Doktorlar
Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından uygun alt yapıya sahip klinik veya hastanelerde yapılır.
Sıkça Sorulan Sorular
Yumurtalık kistleri genellikle hormonal dengesizlikler, yumurtlama bozuklukları veya endometriozis gibi durumlar nedeniyle oluşur. Polikistik over sendromu (PCOS), aşırı kilo ve bazı ilaçlar riski artırabilir.
Kistlerin hormon üretimini etkilemesi yumurtlamayı bozabilir ve bu da adet gecikmeleri, düzensiz kanamalar ya da adet görememe gibi sorunlara neden olabilir.
Bazı kistler özellikle polikistik over sendromu veya endometriozis kaynaklı olanlar yumurtlamayı engelleyerek hamile kalmayı zorlaştırabilir. Ancak çoğu basit kist doğurganlığı etkilemez.
Gebelik sırasında saptanan kistler çoğunlukla zararsızdır ve takip edilir. Ancak büyük, ağrılı veya torsiyon riski olan kistler cerrahi müdahale gerektirebilir. Her durumda gebeliğe özel değerlendirme gerekir.
Fonksiyonel yumurtalık kistleri genellikle birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur. Ancak kalıcı veya büyüyen kistler için ilaç tedavisi ya da cerrahi müdahale gerekebilir.
Kist patlaması karın içinde ani ve şiddetli ağrıya yol açabilir. Kanama veya enfeksiyon riski varsa acil müdahale gerekebilir. Hafif vakalarda ağrı kesicilerle takip yeterli olabilir.
Menopoz sonrası görülen kistler malignite açısından daha dikkatli değerlendirilmelidir. Bu dönemdeki kistler daha sık takip edilmeli ve gerekirse biyopsi ya da cerrahi planlanmalıdır.
Düzenli jinekolojik kontroller, hormon dengesini korumaya yönelik doğum kontrol hapları ve sağlıklı yaşam tarzı kist oluşum riskini azaltabilir. Aşırı kilo ve stres de kist oluşumunu etkileyebilir.
Laparoskopik cerrahi sonrası hastalar genellikle birkaç gün içinde normal yaşantısına döner. Açık cerrahilerde iyileşme süresi uzayabilir. Doktorun önerdiği kontroller aksatılmamalıdır.
Çoğu yumurtalık kisti iyi huyludur, ancak özellikle menopoz sonrası görülen ya da karmaşık yapılı kistlerde kanser riski olabilir. Bu nedenle görüntüleme ve tümör belirteçleriyle yakından takip şarttır.
Yumurtalık kisti tedavisinin süresi, kistin türüne ve büyüklüğüne bağlı olarak değişir. Basit ve fonksiyonel kistler genellikle birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur ve düzenli ultrason takibiyle izlenir. Cerrahi müdahale gerekiyorsa, laparoskopik operasyon ortalama 30–90 dakika sürer.
Yumurtalık (over) kistlerinin tanı ve tedavisi için Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmalıdır.
