Jinekolojik kanserler, kadın üreme organlarından kaynaklanan malign tümörlerdir ve erken tanı ile tedavi şansı artar. En sık görülen tipleri rahim, rahim ağzı, over (yumurtalık) ve vulva kanserleridir. Her biri farklı belirti ve risk faktörleriyle seyreder.

Rahim ağzı kanseri, Human Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu ile yakından ilişkilidir ve düzenli smear testleri ile erken teşhis edilebilir. Aşı ile korunma mümkündür. Diğer yandan rahim içi kanseri sıklıkla menopoz sonrası anormal kanama ile kendini gösterir.

Over kanseri, genellikle ileri evrede tanı konulan sinsi bir jinekolojik kanser türüdür. Karında şişlik, hazımsızlık ve kilo kaybı gibi belirtiler gösterebilir. Tanı için pelvik muayene, ultrason ve tümör belirteçleri kullanılır. Cerrahi ve kemoterapi temel tedavi yöntemleridir.

Jinekolojik kanserlerin tanı ve tedavi süreci multidisipliner bir yaklaşım gerektirir. Risk faktörlerinin belirlenmesi, genetik testler ve düzenli jinekolojik kontroller koruyucu hekimliğin temelidir. Erken müdahale, yaşam süresi ve kalitesini belirgin şekilde artırır.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Jinekolojik kanserler, kadın üreme organlarından kaynaklanan malign (kötü huylu) tümörlerdir. En sık görülenleri rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vajina ve vulva kanserleridir.
Başlıca Türler – Rahim (endometrium) kanseri – Rahim ağzı (serviks) kanseri – Yumurtalık (over) kanseri – Vajina kanseri – Vulva kanseri
Yaygın Belirtiler Anormal vajinal kanama, pelvik ağrı, cinsel ilişki sırasında ağrı, vajinal akıntıda değişiklik, kasıkta kitle veya şişlik, dış genital bölgede yara ya da renk değişikliği.
Serviks Kanseri Özelliği Genellikle HPV enfeksiyonu ile ilişkilidir. Pap smear ve HPV testi ile erken evrede saptanabilir.
Over Kanseri Özelliği Sessiz ilerleyebilir; karın şişliği, hazımsızlık ve kilo değişiklikleri ile belirti verebilir. Tanı genellikle ileri evrede konur.
Endometrium Kanseri Özelliği Menopoz sonrası vajinal kanama en önemli belirtisidir. Genellikle erken tanı konur ve tedavi şansı yüksektir.
Vajina ve Vulva Kanseri Özelliği Nadir görülür. Genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar. Kaşıntı, kanama, ağrı ve lezyon varlığı ile belirti verir.
Risk Faktörleri İleri yaş, aile öyküsü, uzun süreli östrojen maruziyeti, obezite, sigara kullanımı, HPV enfeksiyonu, erken yaşta cinsel ilişki, doğum yapmamış olmak.
Tanı Yöntemleri Jinekolojik muayene, smear testi, HPV testi, transvajinal ultrason, biyopsi, kan testleri, MR ve BT gibi görüntüleme yöntemleri.
Tedavi Yöntemleri Kanserin türü ve evresine göre cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavisi veya hedefe yönelik tedaviler uygulanabilir.
Erken Tanının Önemi Erken teşhis edilen jinekolojik kanserlerin tedavi başarısı yüksektir. Bu nedenle düzenli jinekolojik kontroller ve taramalar önerilir.
Op. Dr. Hasan Yılmaz
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Op. Dr. Hasan YILDIZ 1977 yılında Düzce’de doğdu. İlk-orta-lise öğrenimini Mersin-Artvin-Sivas ve İzmirde, Üniversite eğitimini 1994-2000 yılarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. 2000 yılında mezun oldu. 2000- 2001 yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi A.B.D da asistanık yaptı. 2002-2006 yıllarında Kadın Hast.ve Doğum Asistanlığı tamamlamış olup 2006 ocak ayından itibaren Kadın Hast.ve Doğum uzmanı olarak çalışmaktadır. 2006-2008 yıllarında Seferihisar Devlet hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2008-2011 yıllarında Ordu Fatsa Devlet Hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2011-2012 yıllarında ortağı olduğu Akhisar Özel Doğuş hastanesinde çalışmıştır. 2012 yılından itibaren Alsancak’taki Özel Kliniğinde hizmet vermektedir. 2 tane ulusal-uluslararası posteri ,5 tane ulusal-uluslararası yayını bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere 16 kongre ve sempozyuma katılmıştır. Detaylı Bilgi Al WhatsApp

Jinekolojik Kanser Tedavisi Nedir?

Jinekolojik kanser tedavisi, kanserin türüne (rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vulva veya vajina), evresine ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır. Amaç, kanserli dokuyu ortadan kaldırmak ve hastalığın yayılmasını önlemektir.

Kanserden Sonra Eski Hayatıma Dönerken Karşılaştığım Cinsel Sağlık Sorunları Neden Oluşur?

Kanser tanısı almak, bir insanın hayatında karşılaşabileceği en büyük sarsıntılardan biridir. Tanı anından itibaren tüm enerji, haklı olarak hayatta kalmaya, tümörü vücuttan atmaya ve iyileşmeye odaklanır. Biz hekimlerin öncelikli hedefi elbette sizi sevdiklerinize bağışlamak, sağkalımı artırmak ve hastalığın tekrar etmesini önlemektir. Günümüz tıbbının geldiği noktada gelişmiş cerrahi teknikler ve akıllı ilaçlar sayesinde bu akut süreçleri çok daha başarılı yönetiyoruz. Hastalarımız ameliyatlardan sonra hızla ayağa kalkıyor, zorlu kemoterapi süreçlerini tamamlıyor ve o beklenen “kanseri yendin” cümlesini duyuyorlar. Ancak hastalarımın çoğu için hikaye burada bitmiyor; aslında “yeni normal” adını verdiğimiz, bazen daha karmaşık olabilen bir süreç tam da bu noktada başlıyor.

Hayatta kalmak harika bir duygu olsa da tedavilerin bedelini genellikle yaşam kalitemizden ödün vererek ödüyoruz. İşte tam burada “Yaşam Kalitesi Paradoksu” dediğimiz durumla karşılaşıyoruz. Nefes alıyorsunuz, kalbiniz atıyor ama kadınlığınızın merkezi olan genital bölgeniz size yabancılaşmış durumda. Bilimsel araştırmalar, jinekolojik kanser tedavisi gören kadınların çok büyük bir kısmında, neredeyse %78’inde ciddi cinsel sağlık sorunları olduğunu gösteriyor. Daha da çarpıcı olanı, hastaların yarısından fazlası tedavi sonrası cinsel hayatını tamamen sonlandırıyor. Bu durumun sebebi psikolojik bir isteksizlikten ziyade, tedaviye bağlı gelişen fiziksel engellerdir.

Yaşadığınız sorunlar, kanserin kendisinden ziyade, onu yok etmek için kullanmak zorunda kaldığımız güçlü silahların (cerrahi, kemoterapi, radyoterapi) yan etkileridir. Bu tedaviler kanser hücrelerini öldürürken, ne yazık ki sağlıklı dokularda da bazen kalıcı hasarlar bırakabilir. Bu hasarlar; doku kaybı, hissizlik, kuruluk veya ciddi ağrılar şeklinde kendini gösterebilir.

Bu süreçte hastalarımın en sık dile getirdiği şikayetler şunlardır:

  • Cinsel istekte belirgin azalma
  • İlişki sırasında şiddetli ağrı
  • Vajinal kuruluk ve yanma hissi
  • Orgazm olamama veya hissizlik
  • Genital bölgede şekil bozukluğu
  • Vajinal kanalda daralma veya kısalma

Bu listeyi gördüğünüzde, yaşadığınız şeyin sadece sizin başınıza gelmediğini bilmenizi isterim. Bu tedavinin beklenen bir sonucudur ve en önemlisi, çaresiz bir durum değildir.

Ameliyatlar ve Hormonal Değişiklikler Hangi Genital Sekel Türlerine Yol Açar?

Jinekolojik kanserlerde uyguladığımız cerrahi yöntemler hastalığın evresine ve türüne göre değişiklik gösterir. Bazen sadece tümörlü dokuyu alırken, bazen daha radikal davranıp çevre dokuları, lenf bezlerini veya organın tamamını almak zorunda kalabiliriz. Özellikle vulva (dış genital bölge) kanseri gibi durumlarda yapılan vulvektomi ameliyatları, anatomik bütünlüğü doğrudan etkiler. Dış dudakların, klitorisin veya çevre dokuların bir kısmının alınması, kadının ayna karşısında gördüğü bedeni tanıyamamasına neden olur. Bu anatomik kayıp, sadece estetik bir kaygı yaratmaz; idrar yapma düzeninden enfeksiyonlara karşı koruma kalkanının zayıflamasına kadar pek çok fonksiyonel sorunu da beraberinde getirir.

Bununla birlikte cerrahi menopoz kavramı üzerinde durmamız gerekiyor. Genç yaşta olsanız bile, kanser tedavisi kapsamında yumurtalıklarınızın alınması veya kemoterapi/radyoterapi etkisiyle yumurtalık fonksiyonlarınızın durması, sizi bir gecede menopoza sokabilir. Doğal menopoz yıllara yayılan, vücudun yavaş yavaş alıştığı bir süreçken; cerrahi menopoz bir şok etkisi yaratır. Östrojen hormonunun aniden kesilmesi, genital dokunun can suyunun kesilmesi gibidir:

Hormon eksikliğinin genital bölgede yarattığı temel etkiler şunlardır:

  • Vajinal mukozada incelme
  • Doku elastikiyetinin kaybı
  • Vajinal rengin solması
  • Doğal kayganlığın azalması
  • Genital dudaklarda hacim kaybı

Bu fiziksel değişimler, cinsel birleşmeyi mekanik olarak zorlaştırır. İncelen doku sürtünmeye karşı dayanıksız hale gelir ve en ufak bir temasta bile tahriş olabilir. Dolayısıyla yaşanan cinsel isteksizlik, aslında beynin bedeni “ağrıdan koruma” refleksidir. Bedeniniz ağrı duyacağını bildiği bir eylemden sizi uzak tutmaya çalışır.

Radyoterapi Tedavisi Vajinal Dokuda Nasıl Bir Hasara Neden Olur?

Rahim ve rahim ağzı kanserlerinde hayat kurtarıcı bir tedavi olan radyoterapi (ışın tedavisi), genital dokular için ne yazık ki oldukça agresif sonuçlar doğurabilir. Işın tedavisi, kanser hücrelerinin DNA’sını bozarak onları yok ederken, tedavi alanındaki sağlıklı hücreleri de etkiler. Radyoterapinin vajinal dokuda yarattığı hasarın temel mekanizması “fibrozis”tir.

Fibrozisi anlamak için, cildinizde derin bir yanık veya kesik olduğunu düşünün. İyileşirken orası nasıl sertleşir, esnekliğini kaybeder ve büzülürse; radyoterapi gören vajinal dokuda da benzer bir süreç yaşanır. Ancak bu süreç gözle görülmeyen, iç dokuda gerçekleşen bir durumdur. Radyasyon, dokunun kanlanmasını sağlayan ince damar yapısını bozar ve kollajen liflerinin sertleşmesine neden olur.

Radyasyon jinekopatisi (radyasyona bağlı genital hasar) tablosunda karşılaştığımız durumlar şunlardır:

  • Vajinal fibrozis
  • Vajinal stenoz
  • Vajinal adhezyon
  • Mukoza atrofisi
  • Vajinal kısalma

Bu tablo hastalarımız için oldukça zorlayıcıdır. Elastikiyetini kaybeden vajina, cinsel birleşme sırasında genişleyemez. “Stenoz” dediğimiz daralma o kadar ileri gidebilir ki parmak girişine bile izin vermeyecek kadar kapanabilir. Hatta vajina duvarları birbirine yapışabilir (adhezyon). Bu durum sadece cinsel hayatı bitirmekle kalmaz, jinekolojik muayenelerin yapılmasını ve smear testi alınmasını da imkansız hale getirerek kanser takibini zorlaştırır. İşte bu yüzden radyoterapi sonrası genital rehabilitasyon sadece bir konfor meselesi değil tıbbi bir zorunluluktur.

İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için WhatsApp üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz

Lazer Tedavisi Kuruluk ve Ağrı Sorunlarında Nasıl Bir Çözüm Sağlar?

Kanser geçmişi olan hastalarda, özellikle hormon duyarlı tümörleri (meme veya rahim kanseri gibi) olanlarda, menopozal şikayetleri gidermek için sistemik hormon tedavileri (haplar, bantlar) kullanamayız. Çünkü bu hormonların kanseri tetikleme riski olabilir. İşte bu noktada hormonsuz bir çözüm olan “Genital Lazer Teknolojileri” bizim için mucizevi bir kurtarıcıdır.

Lazer denilince aklınıza yakıcı, ağrılı bir işlem gelmemeli. Kullandığımız fraksiyonel lazer sistemleri, dokuyu yakmak için değil uyarmak için tasarlanmıştır. Lazer ışığı, incelmiş ve hasar görmüş vajinal mukozanın derin katmanlarına kontrollü bir ısı enerjisi gönderir. Bu enerji, dokuda mikro düzeyde, gözle görülmeyen kanallar açar. Vücudumuzun iyileşme mekanizması bu uyarıyı aldığında, o bölgeye hücum eder.

Lazer tedavisinin dokuda başlattığı biyolojik süreçler şunlardır:

  • Yeni damar oluşumu
  • Kollajen üretiminin artması
  • Elastin liflerinin yenilenmesi
  • Kan akışının hızlanması
  • Mukoza kalınlığının artması

Bu yenilenme süreci sonunda, radyasyon veya menopoz etkisiyle kurumuş, incelmiş doku yeniden canlanır. Tıpkı kurumuş bir toprağın suya kavuşması gibi, doku nem tutma kapasitesini geri kazanır. Elastikiyeti artan doku, cinsel birleşme sırasındaki gerilmelere karşı daha dayanıklı hale gelir. Böylece “disparoni” dediğimiz ağrılı ilişki sorunu büyük ölçüde azalır veya tamamen ortadan kalkar. Ayrıca lazer, vajinanın doğal florasını (savunma mekanizmasını) da güçlendirerek sık tekrarlayan enfeksiyonların önüne geçer. İşlem genellikle anestezi gerektirmez, ağrısızdır ve yaklaşık 15-20 dakika sürer. Hastalarımız işlemden hemen sonra günlük hayatlarına dönebilirler.

Vajinal Daralma (Stenoz) Yönetiminde Hangi Yöntemler Kullanılır?

Radyoterapi sonrası gelişen vajinal daralma, hastalarımızın en çok korktuğu ve yönetimi en çok sabır gerektiren konulardan biridir. Burada amacımız, vajinal kanalın açıklığını ve derinliğini korumaktır. Eğer doku kendi haline bırakılırsa, fibrozis nedeniyle giderek daralır ve kapanır. Bu durumu engellemek veya geri döndürmek için “kombine” tedaviler uygularız.

Bu tedavinin en önemli ayağı mekanik genişletmedir. Ancak sertleşmiş bir dokuyu zorla genişletmeye çalışmak çok ağrılı ve travmatik olabilir. Bu yüzden lazer teknolojisi ile mekanik yöntemleri birleştiriyoruz. Önce lazer ile dokuyu yumuşatıp esnetiyoruz, ardından dilatasyon (genişletme) egzersizlerine geçiyoruz.

Stenoz tedavisinde uyguladığımız protokolün aşamaları şunlardır:

  • Lazer ile doku yumuşatma
  • Vajinal dilatör kullanımı
  • Düzenli takip muayeneleri
  • Evde egzersiz programı
  • Lokal nemlendirici desteği

Vajinal dilatörler, farklı boyutlarda olan tüp şeklinde medikal aparatlardır. Hastalarımıza bu aparatları nasıl kullanacaklarını detaylı bir şekilde öğretiyoruz. Başlangıçta bu fikir korkutucu gelse de doku esnedikçe ve ağrı azaldıkça hastalarımızın uyumu artıyor. Düzenli dilatör kullanımı, vajinanın tekrar eski boyutlarına ulaşmasını sağlar. Lazerin eşlik ettiği bu süreçte doku daha esnek olduğu için dilatör uygulamaları çok daha az rahatsızlık verir ve başarı oranı artar. Bu sayede cinsel birleşme kapasitesi fiziksel olarak geri kazanılır.

İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için formu doldurarak hemen iletişime geçebilirsiniz



    Genital Dolgular ve Rekonstrüktif Cerrahi Sadece Görünüm İçin mi Gereklidir?

    Toplumda genital estetik denilince akla genellikle “güzelleşme” veya “keyfi uygulamalar” gelir. Ancak onkolojik hastalarda bu işlemler, tamamen “rekonstrüktif” yani “yeniden yapılandırıcı” amaçla yapılır. Kanseri yenen bir kadının bedenindeki deformasyonları düzeltmek, onun ruh sağlığı için en az fiziksel sağlığı kadar önemlidir.

    Cerrahi sonrası veya radyasyona bağlı olarak büyük dudaklarda erime (lipodistrofi), asimetri veya çöküntüler oluşabilir. Dış dudakların hacmini kaybetmesi, vajina girişinin açıkta kalmasına neden olur. Bu durum iç çamaşırına sürtünme nedeniyle sürekli bir tahriş ve enfeksiyon riski yaratır. Genital dolgular (hyaluronik asit veya yağ enjeksiyonu) ile bu bölgelere hacim kazandırdığımızda, sadece estetik bir görüntü sağlamıyoruz; aynı zamanda vajina girişini kapatarak anatomik koruyuculuğu geri getiriyoruz.

    Radikal vulvektomi gibi büyük ameliyatlardan sonra ise doku kaybı çok daha fazladır. Bu durumlarda, vücudun başka yerlerinden alınan deri ve kas dokularıyla (flep cerrahisi) yeni bir vulva oluşturulması gerekebilir.

    Bu rekonstrüktif işlemlerin hastalara sağladığı temel faydalar şunlardır:

    • Anatomik bütünlüğün sağlanması
    • Beden algısının düzelmesi
    • Özgüvenin yeniden kazanılması
    • Vajinal açıklığın korunması
    • İdrar yapma fonksiyonunun düzeltilmesi

    Hastalarımız bu işlemlerden sonra aynaya baktıklarında, hastalığın izlerini değil kendi bedenlerini görmeye başlarlar. “Kendimi tekrar tam ve bütün hissediyorum” cümlesi, bizim için tedavinin başarısını gösteren en önemli ölçüttür.

    Tedavi Süreci ve Zamanlaması Nasıl Planlanmalıdır?

    Bu tür estetik ve rekonstrüktif müdahaleler için doğru zamanlama çok önemlidir. Kanser tedavisi devam ederken (aktif kemoterapi veya radyoterapi sürecinde) genellikle doku iyileşmesi bozuk olduğu için invaziv işlemlerden kaçınırız. Vücudun önce o büyük savaştan çıkıp biraz dinlenmesi gerekir.

    Ancak bu doktorunuzla konuşmak için beklemeniz gerektiği anlamına gelmez. Tam tersine, cinsel sağlıkla ilgili endişelerinizi ve olası yan etkileri tedaviye başlamadan önce konuşmak en doğrusudur. Örneğin radyoterapiye başlamadan önce vajinal sağlığın nasıl korunacağı, dilatör kullanımına ne zaman başlanacağı planlanmalıdır.

    Genel olarak estetik ve rekonstrüktif işlemler için önerdiğimiz zamanlama kriterleri şunlardır:

    • Onkolojik tedavinin bitişi
    • Akut yan etkilerin geçmesi
    • Doku iyileşmesinin tamamlanması
    • Genel sağlık durumunun stabilitesi
    • Psikolojik hazır oluşluk

    Genellikle tedavilerin bitiminden 6 ila 12 ay sonrası, dokuya müdahale etmek için güvenli bir aralıktır. Bu süre zarfında dokudaki ödem iner, nihai hasar durumu ortaya çıkar ve biz de neyle mücadele edeceğimizi net bir şekilde görürüz.

    İlk muayeneye geldiğinizde, sadece genital bölgenizi değil yaşadığınız süreci, duygularınızı ve beklentilerinizi de dinleriz. Tedavi planı tamamen “size özel” hazırlanır. Çünkü her kadının anatomisi, geçirdiği kanser türü, aldığı tedavi dozu ve dokusunun verdiği tepki farklıdır.

    Sıkça Sorulan Sorular

    Jinekolojik kanserler rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vajina ve vulva gibi kadın üreme organlarını etkileyen kanser türleridir. En sık görülenler rahim ve yumurtalık kanseridir.

    Adet dışı vajinal kanama, cinsel ilişki sonrası kanama, karın şişliği, sürekli yorgunluk, açıklanamayan kilo kaybı ve pelvik ağrı en erken belirtiler arasında yer alır.

    HPV virüsünün bazı yüksek riskli türleri rahim ağzı kanserinin en önemli nedenidir. Uzun süreli HPV enfeksiyonu hücrelerde anormalliklere yol açarak kansere dönüşebilir.

    Evet, özellikle rahim ve yumurtalık kanseri gibi türler menopoz sonrası dönemde daha sık ortaya çıkar. Bu nedenle menopoz sonrası kanamalar mutlaka araştırılmalıdır.

    BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonları gibi kalıtsal faktörler özellikle yumurtalık ve rahim kanseri riskini artırabilir. Ailede jinekolojik kanser öyküsü varsa düzenli tarama önemlidir.

    Pap smear, HPV testi, transvajinal ultrason ve pelvik muayene gibi tarama yöntemleri erken teşhis için önemlidir. Risk grubundaki kadınlar için yıllık kontroller önerilir.

    Kanserin türü ve evresine göre laparoskopik cerrahi, açık ameliyat, rahim ve yumurtalıkların alınması gibi işlemler uygulanabilir. Bazı durumlarda lenf bezleri de çıkarılır.

    Kemoterapi genellikle ileri evrelerde, cerrahiden sonra kalıntı riski varsa veya yayılım tespit edilirse kullanılır. Özellikle yumurtalık kanserinde sıklıkla tercih edilir.

    Erken evre hastalarda ve genç kadınlarda, uygun tedavi protokolü ile doğurganlık korunabilir. Tüp bebek öncesi yumurta dondurma gibi yöntemler de değerlendirilebilir.

    Tanı ve tedavi süreci anksiyete, depresyon ve beden algısında bozulmalara neden olabilir. Psikolojik destek, hasta grupları ve danışmanlık hizmetleri bu süreçte önemli rol oynar.

    Blog Yazıları

    Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Yumurtalık (over) kisti tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, hem iyileşme sürecini hızlandırmak hem de olası [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti ve Labioplasti Birlikte Yapılabilir Mi?

    Vajinoplasti ve labioplasti ameliyatları, genital bölgenin hem fonksiyonel hem de estetik açıdan düzenlenmesini hedefler ve [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinoplasti sonrası dikkat edilmesi gerekenler, ameliyatın başarısı ve iyileşme sürecinin sorunsuz ilerlemesi açısından büyük önem [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Ameliyatı Yaptıranların Yorumları

    Vajinoplasti ameliyatı yaptıranların yorumları, vajinal gevşeme problemi yaşayan kadınlar için yol gösterici olmaktadır. Hastalar, ameliyat [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Lazer Tedavisi Yaptıranların Yorumları

    Vajinal lazer tedavisi yaptıranların yorumları, vajinal sıkılaşma, kuruluk ve idrar kaçırma gibi sorunlar yaşayan kadınlar [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Gençleştirme Yaptıranların Yorumları

    Vajinal gençleştirme yaptıranların yorumları, özellikle doğum sonrası gevşeme ve estetik kaygılar yaşayan kadınlar için rehber [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Enfeksiyon Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinal enfeksiyon tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, enfeksiyonun tekrarlamaması ve vajinal florada denge sağlanması açısından [...]

    Devanımı Oku
    Pubis Estetiği Yaptıranların Yorumları

    Pubis estetiği yaptıranların yorumları, dış genital bölgede fazlalık yağ veya sarkma yaşayan bireyler için önemli [...]

    Devanımı Oku