Gebelik hesaplama, son adet tarihine göre yapılan ve tahmini doğum tarihini belirlemeye yarayan tıbbi bir yöntemdir. Bu hesaplama, gebeliğin haftalık takibinde referans olarak kullanılır ve genellikle 40 haftalık bir süreç üzerinden değerlendirilir.

Son adet tarihine göre gebelik haftası belirlenirken, ilk gün esas alınır. Yumurtlama ve döllenme daha sonra gerçekleşse de, gebelik süresi bu tarih üzerinden hesaplanır. Bu yöntem, gebelik takibinde standart kabul edilmekte ve doktor kontrollerinde temel alınmaktadır.

Gebelik hesaplamasında ultrason ölçümleri de önemlidir. Özellikle ilk trimesterde yapılan ultrasonografi, embriyo boyutuna göre gebelik haftasını daha kesin belirleyebilir. Bu yöntem, adet düzensizliği olan kadınlarda daha güvenilir sonuç verir.

Tahmini doğum tarihi belirlenirken, Naegele formülü sıkça kullanılır. Bu formüle göre son adet tarihine 7 gün eklenip 3 ay geri gidilerek yıl ileri alınır. Bu basit ancak etkili yöntem, gebeliğin ilerleyişini takip etmek ve doğum hazırlıklarını planlamak için temel teşkil eder.

Bilmeniz Gerekenler

Bilgi

Gebelik Hesaplama Nedir?

Gebelik hesaplama, son adet tarihine göre gebeliğin haftasını ve tahmini doğum tarihini belirlemek için kullanılan yöntemdir.

Kullanılan Yöntem

Genellikle Naegele yöntemi kullanılır; bu yöntemde son adet tarihine 7 gün eklenir ve 3 ay geri gidilerek yıl aynı tutulur.

Gebelik Süresi

Ortalama gebelik süresi 40 haftadır (280 gün), ancak 37–42 hafta arasında doğum normal kabul edilir.

Trimesterlere Göre Dağılım

1. Trimester: 1–13. haftalar2. Trimester: 14–27. haftalar3. Trimester: 28–40. haftalar

Tahmini Doğum Tarihi (TDT)

Son adet tarihine göre belirlenir; bu tarih, bebeğin doğabileceği yaklaşık zamanı gösterir ama kesin değildir.

Hesaplama Ne Zaman Yapılmalı?

En doğru sonuçlar için gebeliğin başında, son adet tarihinin bilindiği dönemde yapılmalıdır.

Ultrason ile Karşılaştırma

Erken dönemde yapılan ultrason ölçümleri (CRL – Crown-Rump Length) tahmini doğum tarihini daha hassas belirleyebilir.

Düzensiz Adet Döngüsünde Hesaplama

Adetleri düzensiz olan kadınlarda TDT, erken ultrason ölçümlerine dayanarak yeniden hesaplanabilir.

Online Gebelik Hesaplayıcılar

Çevrimiçi gebelik hesaplama araçları son adet tarihi girildiğinde gebelik haftasını ve TDT’yi otomatik hesaplar.

Gebelik Haftası Takibi

Haftalık olarak gebeliğin gelişimi, anne ve bebekteki değişiklikler izlenebilir ve bu süreç sağlık kontrolleriyle desteklenmelidir.

Op. Dr. Hasan Yılmaz
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Op. Dr. Hasan YILDIZ 1977 yılında Düzce’de doğdu. İlk-orta-lise öğrenimini Mersin-Artvin-Sivas ve İzmirde, Üniversite eğitimini 1994-2000 yılarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. 2000 yılında mezun oldu. 2000- 2001 yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi A.B.D da asistanık yaptı. 2002-2006 yıllarında Kadın Hast.ve Doğum Asistanlığı tamamlamış olup 2006 ocak ayından itibaren Kadın Hast.ve Doğum uzmanı olarak çalışmaktadır. 2006-2008 yıllarında Seferihisar Devlet hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2008-2011 yıllarında Ordu Fatsa Devlet Hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2011-2012 yıllarında ortağı olduğu Akhisar Özel Doğuş hastanesinde çalışmıştır. 2012 yılından itibaren Alsancak’taki Özel Kliniğinde hizmet vermektedir. 2 tane ulusal-uluslararası posteri ,5 tane ulusal-uluslararası yayını bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere 16 kongre ve sempozyuma katılmıştır. Detaylı Bilgi Al WhatsApp

Gebelik hesaplama yapılırken neden ilişki tarihi değil de son adet tarihi kullanılır?

Klinik pratiğimde hastalarımızın en sık şaşırdığı ve bazen de mantığını kavramakta zorlandığı konu, gebelik haftasının belirlenmesinde kullandığımız yöntemdir. Çoğu anne adayı, gebeliğin başlangıcı olarak ilişkiye girilen günü veya döllenmenin gerçekleştiği anı esas alır. Ancak biz tıbbi takvimi oluştururken, henüz ortada bir gebelik, hatta döllenmiş bir yumurta dahi olmayan bir günü, yani Son Adet Tarihinin (SAT) ilk gününü başlangıç kabul ederiz.

Bunun tıbbi ve pratik bir sebebi vardır. Kadın fizyolojisinde yumurtlama zamanı, stresten beslenmeye, iklim değişikliklerinden hormonal dalgalanmalara kadar pek çok faktörden etkilenebilir. Bir kadının hangi gün, hangi saatte yumurtladığını ve spermle buluşmanın tam ne zaman gerçekleştiğini bilmek, laboratuvar ortamı dışında (tüp bebek hariç) neredeyse imkansızdır. Ancak her kadın, son adet kanamasının başladığı günü net bir şekilde hatırlar ve takvimine işaretleyebilir.

Bu belirsizliği ortadan kaldırmak ve tüm dünyada ortak bir dil kullanabilmek adına “Naegele Kuralı”nı uygularız. Bu kurala göre gebelik süresi ortalama 280 gündür. Aslında biyolojik gebelik süresi döllenmeden itibaren yaklaşık 266 gündür. Aradaki bu iki haftalık fark, adet başlangıcından yumurtlamaya kadar geçen süredir ve biz bu süreyi de gebeliğe dahil ederiz. Yani size “5 haftalık hamilesiniz” dediğimizde, aslında bebeğiniz gelişimsel olarak 3 haftalıktır.

Bu hesaplama yönteminin güvenilirliğini etkileyen bazı faktörler şunlardır:

  • Düzensiz adet döngüleri
  • Emzirme dönemi
  • Doğum kontrol hapı kullanımı sonrası
  • Polikistik over sendromu
  • Son adet tarihinin hatırlanmaması

Gebelik hesaplama sürecinde ultrason mu daha güvenilirdir yoksa takvim mi?

Son adet tarihini baz alan hesaplamalar standart olsa da her zaman en doğru sonucu vermeyebilir. Özellikle adetleri düzensiz olan veya son kanama tarihini net hatırlamayan kadınlarda takvim hesabı yanıltıcı olabilir. İşte bu noktada teknolojinin bize sunduğu en büyük nimet olan ultrasonografi devreye girer ve son sözü söyler.

Gebeliğin ilk üç ayı, yani ilk trimester, bebeğin yaşını belirlemek için en kritik dönemdir. Çünkü bu dönemde embriyoların büyüme hızı genetik faktörlerden veya annenin beslenmesinden henüz etkilenmez. Sağlıklı olan hemen hemen tüm embriyolar ilk haftalarda aynı hızla ve aynı boyutlarda büyürler. Bu biyolojik standart, bize milimetrik ölçümlerle hassas bir tarihleme yapma şansı verir.

Yaptığımız ultrason muayenesinde Baş-Popo Mesafesi (CRL) ölçümü, gebelik haftasını saptamada altın standarttır. Eğer sizin son adet tarihinize göre hesapladığımız hafta ile ultrasonda bebeğin ölçümleri arasında bir haftadan (bazen 5 günden) fazla fark varsa, biz takvimi bir kenara bırakır ve ultrason ölçümünü yeni “gerçek” kabul ederiz. Doğum tarihini de buna göre revize ederiz.

Erken dönem ultrason ölçümlerinde baktığımız temel parametreler şunlardır:

  • Gebelik kesesi çapı
  • Yolk kesesi varlığı
  • Baş-popo mesafesi
  • Kalp atış hızı
  • Embriyo sayısı

Gebelik süreci vücutta ve pelvik tabanda nasıl bir anatomik yük oluşturur?

Gebelik denildiğinde akla ilk gelen şey büyüyen bir karın olsa da asıl büyük değişim ve yük, dışarıdan görünmeyen derin dokularda, yani pelvik tabanda gerçekleşir. Pelvik tabanı, leğen kemiğinin alt kısmını kapatan, rahim, idrar torbası ve bağırsakları yerinde tutan, hamak şeklinde güçlü bir kas ve bağ dokusu grubu olarak düşünebilirsiniz.

Gebelik boyunca bu “hamak”, giderek artan bir ağırlığı taşımak zorundadır. Bebek, plasenta ve amniyon sıvısının toplam ağırlığı 5-6 kilogramı bulabilir, hatta geçebilir. Yerçekiminin de etkisiyle bu ağırlık, aylarca pelvik taban kaslarına sürekli bir baskı uygular. Bu sadece mekanik bir yük değildir; aynı zamanda hormonal bir süreçtir.

Vücut doğuma hazırlanmak için “Relaksin” ve “Progesteron” hormonlarını salgılar. Bu hormonların görevi, leğen kemiği eklemlerini ve bağ dokularını gevşeterek bebeğin doğum kanalından geçişine izin vermektir. Ancak bu gevşeme seçici değildir; pelvik taban kaslarını da etkiler. Kaslar yumuşar, esner ve direncini kaybeder. Bu nedenle doğum şekli sezaryen bile olsa, sadece 9 ay boyunca bu yükü taşımış olmak bile pelvik tabanda zayıflamaya ve anatomik değişikliklere zemin hazırlayabilir.

Bu sürecin etkilediği anatomik yapılar şunlardır:

  • Pelvik taban kasları
  • Vajinal duvarlar
  • Mesane boynu
  • Perine dokusu
  • Karın ön duvarı kasları
  • Omurga sistemi
  • Bağ dokusu lifleri
İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için WhatsApp üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz

Normal doğum sonrası vajinal genişleme neden olur ve kalıcı mıdır?

Vajinal doğum, insan bedeninin yaşayabileceği en büyük fiziksel olaylardan biridir. Doğum eylemi sırasında, yaklaşık 10 cm çapındaki bebek başının, normalde çok daha dar olan vajinal kanaldan geçmesi gerekir. Vajina, yapısı gereği “ruga” adı verilen kıvrımları sayesinde akordeon gibi açılabilen ve esneyebilen mucizevi bir organdır.

Ancak her dokunun bir elastikiyet sınırı vardır. Doğum sırasında vajinal kaslar ve bu kasları çevreleyen fasya dokusu aşırı gerilmeye maruz kalır. Özellikle iri bebek, zor doğum, vakum kullanımı veya hızlı ilerleyen doğumlar, bu gerilmenin boyutunu artırır. Kas liflerinde mikro veya makro düzeyde kopmalar meydana gelebilir.

Doğumdan sonraki lohusalık döneminde vücut kendini onarır ve dokular bir miktar toparlanır. Ancak çoğu kadında vajinal kanal, gebelik öncesi sıkılığına dönemez. Biz buna “Vajinal Laksite” adını veriyoruz. Bu durum sadece “biraz gevşeme” demek değildir; vajinal desteğin azalmasıyla birlikte vajina girişinin ve kanalının kalıcı olarak genişlemesidir. Bu durum cinsel yaşamda his kaybına ve yaşam kalitesinin düşmesine neden olabilir.

Vajinal genişlemenin yarattığı başlıca şikayetler şunlardır:

  • Cinsel ilişkide hissizlik
  • Vajinadan ses gelmesi
  • Tamponun düşmesi
  • Vajinal kuruluk
  • Sık enfeksiyon geçirme
  • Cinsel tatminde azalma
  • Özgüven kaybı

Doğum dikiş izleri ve epizyotomi cinsel hayatı nasıl etkiler?

Doğum sırasında bebeğin çıkışını kolaylaştırmak veya kontrolsüz yırtıkları önlemek amacıyla doktor tarafından yapılan kesiye “epizyotomi” denir. Bazen de doğumun doğal akışında kendiliğinden yırtıklar oluşabilir. Bu dokuların doğum sonrasında dikilmesi ve iyileşmesi süreci, kadının gelecekteki konforu için kritik öneme sahiptir.

Ne yazık ki her yara mükemmel iyileşmez. Enfeksiyon, dikişlerin erken açılması veya kişinin doku yapısının keloid (kabarık yara izi) oluşturmaya meyilli olması gibi nedenlerle, perine bölgesinde kötü iyileşmiş skar dokuları kalabilir. Bu nedbe dokusu, normal cilt gibi esnek değildir; serttir, gergindir ve his duyusu bozulmuştur.

Bu durum cinsel ilişkiyi kabusa çevirebilir. Vajina girişindeki bu sert dokular, esneme yeteneğini kaybettiği için ilişki sırasında şiddetli ağrıya (disparoni) neden olabilir. Bazen de dikişler anatomik olarak doğru planda iyileşmezse, vajina girişi açık kalabilir veya asimetrik bir görüntü oluşabilir. Bu sadece fiziksel bir acı değil aynı zamanda ciddi bir estetik kaygı kaynağıdır.

Kötü iyileşmiş doğum izlerinin yol açtığı sorunlar şunlardır:

  • Cinsel ilişkide ağrı
  • Vajina girişinde hassasiyet
  • Estetik görünüm bozukluğu
  • Girişte darlık hissi
  • Cinsel isteksizlik
  • Kaşıntı ve batma
  • Psikolojik travma

Doğum sonrası idrar kaçırma problemi geçici bir durum mudur?

Doğum sonrası kadınların en çok muzdarip olduğu ama utandıkları için en az dile getirdikleri sorunların başında idrar kaçırma (üriner inkontinans) gelir. Toplumda bunun doğumun doğal bir cilvesi olduğu ve zamanla geçeceği düşünülür. Ancak istatistikler durumun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Yapılan çalışmalar doğum yapmış kadınların yaklaşık üçte ikisinde farklı derecelerde idrar kaçırma şikayeti olduğunu göstermektedir.

Bu sorunun temelinde, az önce bahsettiğimiz pelvik taban kaslarının zayıflaması yatar. Mesaneyi ve idrar yolunu (üretra) alttan destekleyen kaslar gevşediğinde, idrar tutma mekanizması bozulur. Özellikle karın içi basıncın arttığı anlarda, mesane boynu yeterince kapanamaz ve idrar kaçışı olur. Buna “Stres Üriner İnkontinans” diyoruz.

Lohusalık döneminde görülen hafif kaçırmalar kasların toparlanmasıyla geçebilir. Ancak sorun 6 aydan uzun sürüyorsa, bu artık anatomik bir problemdir ve kendiliğinden geçmesi beklenmez. Tedavi edilmeyen idrar kaçırma, hijyen sorunlarına, cilt tahrişlerine ve kadının sosyal hayattan kendini soyutlamasına neden olur. Ped kullanmaya mahkum olmak bir kader değildir.

İdrar kaçırmayı tetikleyen günlük aktiviteler şunlardır:

  • Öksürmek
  • Hapşırmak
  • Gülmek
  • Ağır kaldırmak
  • Zıplamak
  • Merdiven çıkmak
  • Koşmak

İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için formu doldurarak hemen iletişime geçebilirsiniz



    Vajinoplasti ameliyatı ile eski formuna dönmek mümkün müdür?

    Doğum sonrası kalıcı hasarların onarımında en etkili silahımız cerrahi yöntemlerdir ve bunların başında vajinoplasti gelir. Halk arasında “vajina daraltma” olarak bilinse de bu ameliyat aslında kapsamlı bir “rekonstrüksiyon”, yani yeniden yapılandırma işlemidir. Amacımız sadece vajinayı daraltmak değil anatomiyi doğum öncesi haline en yakın forma getirmektir.

    Bu ameliyatı basitçe fazla derinin kesilip atılması olarak düşünmemek gerekir. Asıl iş, derin planda, yani kas dokusunda yapılır. Doğum sırasında birbirinden ayrılan, gevşeyen ve gücünü kaybeden levator ani kaslarını cerrahi olarak bulup orta hatta tekrar birleştiriyoruz. Bu sayede vajinal kanal boydan boya daralıyor ve pelvik taban desteği yeniden sağlanıyor.

    Bu cerrahi müdahale sayesinde, vajinanın iç hacmi küçülürken, kas tonusu artar. Bu durum hem kadının hem de partnerinin cinsel ilişkiden aldığı hazzı artırır. Aynı zamanda, eğer varsa rektosel (bağırsak fıtığı) gibi problemler de aynı seansta düzeltilebilir. Doğru teknikle yapıldığında sonuçlar kalıcıdır ve yaşam kalitesinde belirgin bir artış sağlar.

    Vajinoplasti ameliyatının hedefleri şunlardır:

    • Vajinal kanalın daraltılması
    • Kas desteğinin sağlanması
    • Cinsel hazzın artırılması
    • Bağırsak fıtığının onarımı
    • Estetik görünümün düzeltilmesi
    • Özgüvenin tazelenmesi

    Doğumdan ne kadar süre sonra genital estetik yapılmalıdır?

    Hastalarımızdan en sık duyduğumuz sorulardan biri şudur: “Hocam, doğumda dikiş atılırken estetiği de aradan çıkaramaz mıyız?” Bu sorunun cevabı, hasta güvenliği açısından kocaman bir “Hayır”dır. Doğum anı ve hemen sonrası, genital bölgenin en travmatik, en ödemli ve kanlanmanın en yoğun olduğu dönemdir.

    Bu dönemde dokular, gebelik hormonlarının etkisiyle hala gevşek ve şekilsizdir. Dokuların gerçek boyutlarına dönmesi, ödemin inmesi ve rahmin toparlanması için vücuda zaman tanımak zorundayız. Erken dönemde yapılacak bir müdahale, yanıltıcı sonuçlar doğurur. Henüz küçülme sürecini tamamlamamış bir vajinayı daraltırsanız, iyileşme bittiğinde aşırı darlık (stenoz) riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

    İdeal bir vajinoplasti ve perineoplasti için doğumdan sonra en az 4 ay, tercihen 6 ay beklenmesi tıbbi bir kuraldır. Bu sabır süreci, ameliyatın başarısını doğrudan etkiler. Ayrıca emzirme döneminin sonlanması veya hormonların dengelenmesi de doku kalitesi açısından avantaj sağlar.

    Erken cerrahinin riskleri şunlardır:

    • Aşırı daralma
    • Dikişlerin açılması
    • Yoğun kanama
    • Enfeksiyon riski
    • Doku nekrozu
    • Revizyon ihtiyacı

    Ameliyatsız lazerle vajinal daraltma kimler için uygundur?

    Her kadının şikayeti cerrahi gerektirecek boyutta olmayabilir veya herkes ameliyat sürecini, anesteziyi tercih etmeyebilir. Teknoloji bu noktada imdadımıza yetişiyor. Özellikle vajinal genişlemenin hafif veya orta düzeyde olduğu, idrar kaçırmanın henüz çok ilerlemediği durumlarda Lazerle Vajinal Rejuvenasyon (Gençleştirme) çok etkili bir alternatiftir.

    Lazer sistemleri, vajinal dokunun derin katmanlarına kontrollü ısı enerjisi göndererek çalışır. Bu ısı, dokuda “mikro hasar” oluşturarak vücudun doğal tamir mekanizmasını tetikler. Uyuyan hücreler uyanır ve yeni kolajen üretimine başlar. Tıpkı yüzümüze yaptırdığımız lazer işlemleri gibi, vajinal doku da yenilenir, sıkılaşır, kanlanması artar ve kalınlaşır.

    Bu işlem ağrısızdır, yaklaşık 20 dakika sürer ve anestezi gerektirmez. Hasta öğle yemeği arasında gelip işlemini yaptırıp işine geri dönebilir. Cerrahi bir kesi veya dikiş olmadığı için iyileşme süreci de yoktur. Lazer ayrıca menopoza bağlı kuruluk tedavisinde de mucizevi sonuçlar verir.

    Lazer tedavisinin avantajları şunlardır:

    • Anestezi gerektirmemesi
    • İşlem süresinin kısalığı
    • Günlük hayata hemen dönüş
    • Cinsel perhiz süresinin kısalığı
    • Doku yenilenmesi sağlaması
    • Vajinal kuruluğu gidermesi

    Genital estetik uygulamaları bir lüks müdür yoksa sağlık gereksinimi midir?

    Yıllardır bu alanda çalışan bir hekim olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki genital estetik ve rekonstrüksiyon işlemleri kesinlikle basit bir kozmetik kaygıdan ibaret değildir. Toplumda bazen “lüks” veya “keyfi” uygulamalar gibi algılansa da klinikte gördüğümüz tablolar bunun tam tersini işaret etmektedir.

    Doğum sonrası idrar kaçırdığı için çocuklarıyla parkta koşamayan bir anneyi, vajinal genişleme yüzünden eşiyle ilişkisinden kaçan bir kadını veya dikiş izlerinin yarattığı ağrı nedeniyle cinselliği bitme noktasına gelen bir çifti düşündüğümüzde, ortadaki sorunun sadece “estetik” olmadığı açıktır. Bu durumlar kadının beden algısını bozar, özgüvenini yıkar ve aile içi dinamikleri derinden sarsar.

    Bizim yaptığımız işlemler “fonksiyonel rekonstrüksiyon”dur. Yani bozulan anatomiyi onarmak ve kaybedilen işlevi geri kazandırmaktır. Bir kadının aynaya baktığında kendini iyi hissetmesi, cinsel yaşamında mutlu olması ve günlük hayatında fiziksel konforu yakalaması, ruh sağlığının ayrılmaz bir parçasıdır. Bu nedenle yaşanan sorunlar “kader” olarak görülmemeli ve modern tıbbın sunduğu çözümlerden faydalanılmalıdır.

    Hastaların tedavi sonrası kazanımları şunlardır:

    • Artan özgüven
    • İyileşen cinsel yaşam
    • Fiziksel konfor
    • Psikolojik rahatlama
    • İdrar kontrolünün sağlanması
    • Bedenle barışma

    Sıkça Sorulan Sorular

    Gebelik hesaplaması genellikle son adet tarihine (SAT) göre yapılır. Bu tarih, gebeliğin başlangıcı olarak kabul edilir ve doğum tarihi tahmini bu veriye dayanarak belirlenir.

    Ultrasonla ölçülen gebelik haftası, bebeğin gelişim hızına göre belirlendiğinden bazen adet tarihine göre yapılan hesaplamadan sapmalar olabilir. Özellikle düzensiz adet görenlerde bu fark daha belirgindir.

    Gebelik hesaplama yaklaşık bir tahmin sunar, ancak doğumlar genellikle tahmini tarihten 1-2 hafta önce veya sonra gerçekleşebilir. Gerçek doğum tarihi bebeğin gelişimine bağlıdır.

    Hayır, gebelik haftası bir kez belirlendikten sonra sabit kalır. Ancak ilerleyen haftalarda ultrasonla ölçümler yapılarak bebeğin gelişimi takip edilir.

    Adet döngüsü düzensiz olan kadınlarda gebelik haftası, ilk trimesterde yapılan ultrason ölçümleriyle daha doğru şekilde hesaplanır. Bu yöntem, embriyonun boyutuna göre değerlendirme yapar.

    Gebeliğin farklı haftalarında belirli testler yapılır. Örneğin 11–14. haftalar arasında ikili tarama testi, 20. haftada detaylı ultrason ve 24–28. haftalar arasında şeker yükleme testi uygulanır.

    İkiz gebeliklerde de hesaplama son adet tarihine göre yapılır. Ancak doğum tarihi genellikle tekil gebeliklere göre daha erken olabilir ve doktor kontrolü daha sık yapılır.

    Tüp bebek tedavisinde transfer günü sabit olduğundan, gebelik haftası embriyo transfer tarihine ve embriyonun gelişim evresine göre özel hesaplamalarla belirlenir.

    Hayır, gebelik hesaplama doğum tarihi tahmini için kullanılır. Cinsiyet genellikle 16. haftadan sonra ultrason ile gözlemlenebilir ve hesaplama yöntemiyle belirlenemez.

    Evet, gebelik haftası ilerledikçe bebeğin ortalama ağırlığı da artar. Bu gelişim ultrasonla takip edilir ve haftasına göre bebek kilosunun normal aralıkta olup olmadığı değerlendirilir.

    Blog Yazıları

    Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Yumurtalık (over) kisti tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, hem iyileşme sürecini hızlandırmak hem de olası [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti ve Labioplasti Birlikte Yapılabilir Mi?

    Vajinoplasti ve labioplasti ameliyatları, genital bölgenin hem fonksiyonel hem de estetik açıdan düzenlenmesini hedefler ve [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinoplasti sonrası dikkat edilmesi gerekenler, ameliyatın başarısı ve iyileşme sürecinin sorunsuz ilerlemesi açısından büyük önem [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Ameliyatı Yaptıranların Yorumları

    Vajinoplasti ameliyatı yaptıranların yorumları, vajinal gevşeme problemi yaşayan kadınlar için yol gösterici olmaktadır. Hastalar, ameliyat [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Lazer Tedavisi Yaptıranların Yorumları

    Vajinal lazer tedavisi yaptıranların yorumları, vajinal sıkılaşma, kuruluk ve idrar kaçırma gibi sorunlar yaşayan kadınlar [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Gençleştirme Yaptıranların Yorumları

    Vajinal gençleştirme yaptıranların yorumları, özellikle doğum sonrası gevşeme ve estetik kaygılar yaşayan kadınlar için rehber [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Enfeksiyon Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinal enfeksiyon tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, enfeksiyonun tekrarlamaması ve vajinal florada denge sağlanması açısından [...]

    Devanımı Oku
    Pubis Estetiği Yaptıranların Yorumları

    Pubis estetiği yaptıranların yorumları, dış genital bölgede fazlalık yağ veya sarkma yaşayan bireyler için önemli [...]

    Devanımı Oku