Kısırlık (infertilite), çiftlerin düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen bir yıl içinde gebelik elde edememesi durumudur. Hem kadın hem erkek kaynaklı faktörlerden kaynaklanabilir ve kapsamlı bir değerlendirme gerektirir. Erken tanı, başarı şansını artırır.

Kadınlarda kısırlık nedenleri arasında yumurtlama bozuklukları, tüplerin tıkanıklığı ve rahim içi anomaliler yer alır. Hormonal dengesizlikler, endometriozis ve ileri yaş, üreme kapasitesini olumsuz etkileyebilir. Uygun tedavi ile birçok kadında gebelik mümkündür.

Erkek infertilitesi, sperm sayısı, hareketliliği veya morfolojisindeki bozukluklardan kaynaklanabilir. Varikosel, enfeksiyonlar ve genetik faktörler başlıca nedenlerdir. Semen analizi, ilk basamak değerlendirme testidir ve tedavi planlamasında yol göstericidir.

İnfertilite tedavisinde, altta yatan nedene göre ilaç tedavisi, cerrahi müdahale veya yardımcı üreme teknikleri uygulanabilir. Tüp bebek (IVF), aşılama (IUI) gibi yöntemler sayesinde birçok çift çocuk sahibi olabilmektedir. Süreç, sabır ve uzman desteği gerektirir.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım İnfertilite (kısırlık), bir çiftin düzenli ve korunmasız cinsel ilişkiye rağmen 1 yıl içinde gebelik elde edememesi durumudur.
Türleri Primer infertilite (hiç gebelik olmamış), sekonder infertilite (önceki gebelik sonrası tekrar gebe kalamama) olarak ikiye ayrılır.
Kadına Bağlı Nedenler Yumurtlama bozuklukları, tüplerin tıkalı olması, rahimde yapısal anomaliler, endometriozis, yaşa bağlı yumurta rezervinde azalma gibi etkenlerdir.
Erkeğe Bağlı Nedenler Sperm sayısında düşüklük, sperm hareketliliği veya morfolojisinde bozukluk, hormonal bozukluklar, geçirilmiş enfeksiyonlar ya da testis travmaları neden olabilir.
Ortak veya Açıklanamayan Nedenler Bazı durumlarda hem kadında hem erkekte sorun bulunabilir veya mevcut tetkiklere rağmen neden belirlenemeyebilir.
Tanı Süreci Kadında hormon testleri, yumurtlama takibi, ultrason, HSG (rahim filmi); erkekte semen analizi, hormon testleri ve gerekirse genetik testler yapılır.
Tedavi Seçenekleri Yumurtlama tedavisi, aşılama (IUI), tüp bebek (IVF), laparoskopi veya histeroskopi gibi cerrahi girişimler uygulanabilir.
Tedaviye Başlama Zamanı 35 yaş altı çiftlerde 1 yıl, 35 yaş üstü çiftlerde ise 6 ay deneme süresi sonrası değerlendirme önerilir.
Yaşa Bağlı Değişkenlik Kadın yaşı arttıkça özellikle yumurtalık rezervi azalır ve gebelik şansı düşer; bu nedenle erken tanı ve yönlendirme önemlidir.
Psikolojik Etkiler Uzun süren infertilite süreci çiftlerde stres, depresyon ve ilişki sorunlarına yol açabilir; psikolojik destek önerilir.
Yaşam Tarzı Etkileri Sigara, alkol, obezite, düzensiz yaşam tarzı gibi faktörler üreme sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Takip ve Süreç Yönetimi Tedavi süreci bireye özel planlanır; düzenli takip ve hasta uyumu başarı oranlarını etkiler.
Destekleyici Yaklaşımlar Beslenme düzenlenmesi, egzersiz, stres yönetimi ve uygun takviyeler tedaviye destek olarak önerilebilir.
Yardımcı Üreme Teknikleri Aşılama ve tüp bebek uygulamaları, infertilite tedavisinde başarı şansını artıran başlıca yöntemlerdir.
Op. Dr. Hasan Yılmaz
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Op. Dr. Hasan YILDIZ 1977 yılında Düzce’de doğdu. İlk-orta-lise öğrenimini Mersin-Artvin-Sivas ve İzmirde, Üniversite eğitimini 1994-2000 yılarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. 2000 yılında mezun oldu. 2000- 2001 yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi A.B.D da asistanık yaptı. 2002-2006 yıllarında Kadın Hast.ve Doğum Asistanlığı tamamlamış olup 2006 ocak ayından itibaren Kadın Hast.ve Doğum uzmanı olarak çalışmaktadır. 2006-2008 yıllarında Seferihisar Devlet hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2008-2011 yıllarında Ordu Fatsa Devlet Hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2011-2012 yıllarında ortağı olduğu Akhisar Özel Doğuş hastanesinde çalışmıştır. 2012 yılından itibaren Alsancak’taki Özel Kliniğinde hizmet vermektedir. 2 tane ulusal-uluslararası posteri ,5 tane ulusal-uluslararası yayını bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere 16 kongre ve sempozyuma katılmıştır. Detaylı Bilgi Al WhatsApp

Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi Nedir?

Kısırlık (infertilite) tedavisi, bir çiftin düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamaması durumunda uygulanan medikal ve cerrahi yöntemleri kapsar. Tedavi planı, kısırlığın nedenine göre değişir. Hormon tedavileri, yumurtlama uyarıcı ilaçlar, aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) en sık başvurulan yöntemler arasında yer alır. Tedavi, çiftin yaşına ve genel sağlık durumuna göre kişiselleştirilir.

Kısırlıkta anatomik faktörler neden bu kadar belirleyicidir?

Kısırlık tanısı konduğunda genellikle odak noktası hemen tüp bebek tedavilerine kayar. Ancak altta yatan mekanik bir sorun çözülmeden yapılan tüp bebek denemeleri, maalesef hayal kırıklığıyla sonuçlanma riski taşır. Anatomik faktörler gebeliğin oluşması için gereken fiziksel ortamın bozukluğunu ifade eder. Bu bozukluklar rahimde, tüplerde, rahim ağzında veya vajinada olabilir.

Bu yapısal sorunlar sadece çocuk sahibi olmayı engellemekle kalmaz, aynı zamanda kadının genel jinekolojik sağlığını da derinden etkiler. Vücut aslında bize çoğu zaman sinyaller verir ancak biz bu sinyalleri bazen yorgunluğa, bazen strese bağlayarak göz ardı ederiz. Oysa rahim içindeki bir bozukluk veya vajinal bir anomali, günlük hayatı zorlaştıran belirtilerle kendini gösterebilir.

Bu belirtilerden bazıları şunlardır:

  • Şiddetli adet sancıları
  • Adet dışı kanamalar
  • Cinsel ilişki sırasında ağrı
  • Adet miktarının aşırı olması
  • Kronik pelvik ağrı
  • Sık idrar yolu enfeksiyonları
  • Adet görememe

Bu belirtiler varsa, kısırlık tedavisine başlamadan önce mutlaka detaylı bir anatomik inceleme yapılması gerekir. Çünkü temeli düzeltmeden çatıyı inşa edemeyiz.

Genital estetik ve rekonstrüktif cerrahi kısırlık tedavisinde nasıl bir rol oynar?

Toplumda genital estetik denilince akla genellikle sadece dış görünüşü güzelleştirmek gelir. Ancak bizim uzmanlık alanımızda estetik ve fonksiyon birbirinden ayrılamaz bir bütündür. Genital estetik ve rekonstrüktif (onarıcı) cerrahi, kısırlık yönetiminde sandığınızdan çok daha kritik bir rol oynar. Buradaki “onarım” kelimesi çok önemlidir. Biz, hasar görmüş veya doğuştan eksik kalmış bir yapıyı, aslına en uygun şekilde onararak işlevsel hale getiriyoruz.

Bu yaklaşım özellikle yapısal kaynaklı kısırlık vakalarında multidisipliner bir bakış açısı gerektirir. Bir hekimin sadece kısırlık tedavilerini bilmesi yetmez; aynı zamanda dokuya hakim olması, cerrahi teknikleri en ince ayrıntısına kadar uygulayabilmesi gerekir. Örneğin doğuştan vajinası olmayan bir kadına yeni bir vajina oluşturmak (neovajina), sadece cinsel ilişkiyi mümkün kılmaz, aynı zamanda o kadının psikolojik ve fiziksel bütünlüğünü tamamlar.

Bu alanda uygulanan temel işlemler şunlardır:

  • Vajinoplasti
  • Labioplasti
  • Histeroskopik düzeltmeler
  • Laparoskopik cerrahiler
  • Skar dokusu onarımı
  • Doğum yırtığı onarımı

Bu işlemlerin her biri, doğrudan veya dolaylı olarak üreme potansiyeline hizmet eder. Amaç sadece “güzel” bir anatomi değil “çalışan” ve sağlıklı bir üreme sistemidir.

Rahim şekil bozuklukları (septum, T rahim) gebeliği nasıl engeller?

Rahim, bebeğin dokuz ay boyunca yaşayacağı, büyüyeceği ve besleneceği evidir. Bu evin duvarlarının düzgün, içinin geniş ve güvenli olması gerekir. Ancak bazı kadınlarda doğuştan gelen rahim şekil bozuklukları mevcuttur. Bu bozukluklar, embriyonun (döllenmiş yumurtanın) rahme tutunmasını zorlaştırır veya tutunsa bile beslenmesini engelleyerek düşüklere neden olur.

En sık karşılaştığımız ve “gizli düşman” olarak nitelendirebileceğimiz sorun, Uterin Septum yani halk arasındaki adıyla “Rahim Perdesi”dir. Normalde tek parça ve geniş olması gereken rahim içi, yukarıdan sarkan bir doku parçasıyla ikiye bölünmüştür. Bu perde bazen çok kısadır, bazen de rahmi boydan boya ikiye ayırır. Sorun şudur ki bu perde dokusu damarlanma açısından çok fakirdir. Eğer embriyo gelip bu perdeye tutunursa, yeterli kan akışı olmadığı için beslenemez ve gelişim durur. Sonuç ne yazık ki tekrarlayan düşüklerdir.

Diğer şekil bozuklukları arasında T şeklindeki rahim ve Y şeklindeki rahim bulunur. T şeklindeki rahimde iç hacim o kadar dardır ki bebek büyümek için yeterli alan bulamaz. Bu darlık, hem doğal yolla gebeliği zorlaştırır hem de tüp bebek başarısını düşürür.

Bu şekil bozukluklarının yarattığı riskler şunlardır:

  • Tekrarlayan düşükler
  • Erken doğum
  • Bebeğin ters durması
  • Bebeğin gelişme geriliği
  • Plasenta yerleşim bozuklukları
  • Doğum sonrası kanama

Bu nedenle tekrarlayan gebelik kayıpları yaşayan veya tüp bebek denemeleri başarısız olan her hastada rahim şeklinin detaylıca değerlendirilmesi hayati önem taşır.

İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için WhatsApp üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz

Histeroskopik metroplasti ile anatomik sorunlar nasıl çözülür?

Eğer rahim içinde bir perde, şekil bozukluğu veya yapışıklık tespit edersek, çözüm cerrahidir. Ancak “cerrahi” kelimesi sizi korkutmasın. Günümüzde teknolojinin bize sunduğu imkanlar sayesinde, karnınızı hiç açmadan, tek bir dikiş bile atmadan bu sorunları çözebiliyoruz. Bu işlemin adı Histeroskopik Metroplasti’dir.

Bu işlemde, vajinal yoldan rahmin içine ucunda kamera ve ışık sistemi olan çok ince bir aletle (histeroskop) giriyoruz. Kamera sayesinde rahim içini dev bir ekranda, çok yüksek çözünürlükle görüyoruz. Perdeyi veya darlığı tespit ettiğimizde, yine aynı aletin ucundaki milimetrik makaslar veya enerji sistemleri ile bu fazla dokuyu keserek rahim içini genişletiyoruz. Yani dar ve bölünmüş bir odayı, geniş ve ferah tek bir salon haline getiriyoruz.

Bu yöntemin hastalara sunduğu avantajlar şunlardır:

  • Kesi izi olmaz
  • Aynı gün taburcu olunur
  • Ağrı minimaldir
  • İyileşme süresi çok kısadır
  • Karın içi yapışıklık riski yoktur
  • Enfeksiyon riski düşüktür

Yapılan bilimsel çalışmalar bu işlemin etkinliğini kanıtlamaktadır. Rahim perdesi alındıktan sonra, daha önce sürekli düşük yapan kadınların canlı doğum oranlarında mucizevi artışlar görülmektedir. Hatta açıklanamayan kısırlık vakalarında bile, sadece bu düzeltme yapıldıktan sonra kendiliğinden gebe kalan pek çok hastamız olmuştur. Bu anatomik düzeltmenin gücünü gösteren en somut kanıttır.

Rahim ağzı (serviks) problemleri sperm geçişini neden durdurur?

Gebelik yolculuğunda spermin kat etmesi gereken zorlu bir parkur vardır ve bu parkurun ilk kapısı rahim ağzı, yani servikstir. Serviks, vajina ile rahim arasında bir geçiş noktasıdır ve çok stratejik görevleri vardır. En önemli görevi, salgıladığı mukus (akıntı) sayesinde spermleri beslemek, korumak ve yumurtlama zamanı geldiğinde onların rahim içine geçişine izin vermektir. Aynı zamanda dışarıdan gelecek mikroplara karşı da bir bariyer görevi görür.

Ancak bazı durumlarda bu kapı işlevini yerine getiremez. Buna tıbbi olarak “Servikal Faktör” diyoruz. Eğer rahim ağzında kronik bir enfeksiyon varsa, salgılanan sıvının kimyası bozulur ve spermler bu sıvının içinde yüzemez, hatta ölürler. Bazen de daha önce geçirilmiş cerrahi işlemler (yakma, dondurma veya biyopsi gibi) sonucunda rahim ağzı kanalı daralır veya tamamen kapanır. Buna servikal stenoz diyoruz. Kanal kapalıysa, spermin içeri girmesi fiziksel olarak imkansızdır.

Servikal faktöre yol açan nedenler şunlardır:

  • Servikal enfeksiyonlar
  • Geçirilmiş cerrahi işlemler
  • Doğuştan gelen anomaliler
  • Hormonal dengesizlikler
  • Antisperm antikor varlığı
  • Kistik yapılar

Bu durum aslında spermin ve yumurtanın sağlıklı olduğu ama sadece “buluşamadığı” bir durumdur ve mekanik bir engel söz konusudur.

Servikal faktöre karşı uygulanan tedavi stratejileri nelerdir?

Eğer sorun spermin rahim içine geçememesi ise, bizim stratejimiz bu engeli aşmak üzerine kuruludur. Tıpkı trafikte tıkanan bir yolu by-pass etmek gibi, biz de spermleri tıkalı veya düşman olan rahim ağzı bölgesinden geçirmeden doğrudan hedefe ulaştırmayı hedefleriz.

Bunun en yaygın ve etkili yolu Aşılama (IUI) tedavisidir. Bu işlemde, laboratuvarda özel yöntemlerle yıkanıp hazırlanan, en hareketli ve en sağlıklı spermler, ince bir kateter yardımıyla doğrudan rahim içine bırakılır. Böylece spermler, rahim ağzındaki o zorlu ve geçilmez bölgeyle hiç muhatap olmadan, yumurtaya giden yolda avantaj sağlamış olur.

Eğer sorun kanaldaki bir darlık (stenoz) ise, bazen işlem öncesinde bu kanalın mekanik olarak genişletilmesi gerekebilir. Bu çok hassas bir işlemdir ve dokuya zarar vermeden, milim milim açılmalıdır.

Bir de madalyonun diğer yüzü vardır: Rahim ağzı yetmezliği. Bu durumda kapı kapalı değil aksine çok gevşektir. Gebelik oluşur ancak bebek büyüdükçe rahim ağzı bu ağırlığı taşıyamaz ve açılır. Sonuç erken doğum veya düşük olur. Bu durumda “Serklaj” dediğimiz rahim ağzı dikişi devreye girer. Gebeliğin belirli bir haftasında rahim ağzına dikiş atarak mekanik bir destek sağlarız ve bebeğin içeride güvenle kalmasını sağlarız.

Doğuştan vajina yokluğu (MRKH) durumunda üreme sağlığı nasıl yönetilir?

Jinekolojinin en zorlu ama bir o kadar da umut verici alanlarından biri Mayer-Rokitansky-Küster-Hauser (MRKH) sendromudur. Bu sendromla doğan genç kızlarımızda yumurtalıklar vardır, hormonlar normal çalışır, ergenlik belirtileri gelişir ancak doğuştan rahim ve vajina yoktur veya çok az gelişmiştir. Bu durum genellikle hiç adet görmeme şikayetiyle doktora gidildiğinde anlaşılır ve hasta için büyük bir travma yaratabilir.

Bu hastaların kendi rahimleri olmadığı için maalesef kendi karınlarında bebek taşıyamazlar. Ancak genetik olarak anne olma şansları vardır çünkü yumurtalıkları sağlıklıdır. Tüp bebek yöntemiyle elde edilen embriyolar, taşıyıcı annelik (yasal olan ülkelerde) veya gelecekte yaygınlaşması beklenen rahim nakli gibi yöntemlerle değerlendirilebilir.

Ancak üreme tekniklerinden önce, bu hastaların bir kadın olarak anatomik ve fonksiyonel bütünlüğünü sağlamak önceliklidir. Burada rekonstrüktif cerrahi devreye girer. Hastaya “Neovajina” dediğimiz yeni bir vajina oluşturulması gerekir. Bu işlem hem cinsel hayatın mümkün olması hem de hastanın psikolojik iyileşmesi için hayati önem taşır.

Vajinal rekonstrüksiyon yöntemleri şunlardır:

  • Ameliyatsız dilatasyon yöntemleri
  • Deri grefti ile vajina yapımı
  • Bağırsak segmenti ile vajina yapımı
  • Periton dokusu ile vajina yapımı
  • Bucal mukoza kullanımı

Bu operasyonlar, deneyimli ellerde yapıldığında hastaların tamamen normal bir cinsel hayata kavuşmasını sağlar.

İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için formu doldurarak hemen iletişime geçebilirsiniz



    Cinsel işlev bozuklukları ve ağrı kısırlığa nasıl neden olur?

    Kısırlık konuşulurken genellikle göz ardı edilen ama aslında çiftleri en çok etkileyen konulardan biri cinsel yaşam kalitesidir. Çocuk sahibi olmak için düzenli ilişki şarttır. Ancak bir kadın için cinsel ilişki ağrılı, zor veya imkansız hale gelmişse, çiftler ilişkiden kaçınmaya başlar. İlişki sıklığı azaldıkça, yumurtlama gününü yakalama ihtimali de matematiksel olarak düşer. Biz buna “durumsal kısırlık” diyoruz.

    Burada genital estetik ve rekonstrüktif cerrahinin önemi bir kez daha ortaya çıkar. Anatomik sorunlar, cinsel ilişkiyi kabusa çevirebilir. Örneğin doğum sonrası kötü iyileşmiş dikiş izleri, vajina girişinde darlık, kızlık zarının aşırı kalın veya yüksek kenarlı olması, iç dudakların aşırı büyüklüğü gibi durumlar şiddetli ağrıya (disparoni) neden olabilir.

    Ağrılı cinsel ilişkiye neden olan anatomik sorunlar şunlardır:

    • Vajinal darlık
    • Kızlık zarı anomalileri
    • Doğum yırtığı skarları
    • Vajinal kuruluk
    • Vulvar vestibulit
    • Bartholin kisti
    • Labial hipertrofi

    Bu sorunlar estetik cerrahi ile düzeltildiğinde, sadece ağrı ortadan kalkmaz; kadının kendine güveni gelir, cinsel isteği artar ve ilişki sıklığı normale döner. Stresin azalması ve cinsel mutluluğun artması, doğal yolla gebelik şansını dolaylı ama güçlü bir şekilde destekler.

    Edinilmiş hasarlar ve yapışıklıklar üreme sistemini nasıl etkiler?

    Vücudumuz travmalara karşı kendini onararak yanıt verir ancak bazen bu onarım süreci “yapışıklık” dediğimiz istenmeyen dokularla sonuçlanır. Üreme sistemindeki yapışıklıklar, tüplerin tıkanmasına, rahim içinin kapanmasına ve yumurtalıkların fonksiyonunun bozulmasına yol açabilir.

    Özellikle Pelvik İnflamatuar Hastalık (PID) dediğimiz, üreme organlarının enfeksiyonu, tüplerde ciddi hasarlar bırakabilir. Tüpler tıkandığında veya hareket kabiliyetini kaybettiğinde, yumurta ve sperm buluşamaz. Benzer şekilde daha önce geçirilmiş kürtajlar, sezaryenler veya miyom ameliyatları rahim içinde yapışıklıklara (Asherman Sendromu) neden olabilir. Rahim duvarları birbirine yapıştığında, bebeğin tutunacağı sağlıklı bir alan kalmaz ve adet kanamaları azalır veya tamamen kesilir.

    Edinilmiş hasarlara yol açan durumlar şunlardır:

    • Geçirilmiş pelvik enfeksiyonlar
    • Kürtaj komplikasyonları
    • Sezaryen sonrası yapışıklıklar
    • Miyom ameliyatları
    • Yumurtalık kisti ameliyatları
    • Endometriozis cerrahisi
    • Radyoterapi öyküsü

    Bu vakalarda tedavi yine cerrahi onarımdır. Histeroskopi veya laparoskopi ile bu yapışıklıklar milimetrik hassasiyetle açılır, tüplerin ve rahmin normal anatomisi geri kazandırılır. Bu sabır ve yüksek cerrahi beceri gerektiren bir süreçtir.

    İzmir’de Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi Fiyatları Ne Kadar ?

    Ortalama Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.

    Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi Yaptıranların Yorumları

    Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi yaptıranların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.

    Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi Yapan Doktorlar

    Kısırlık (İnfertilite) Tedavisi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından uygun alt yapıya sahip klinik veya hastanelerde yapılır.

     

    Sıkça Sorulan Sorular

    35 yaş altı çiftlerde bir yıl, 35 yaş üstünde ise altı ay düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa infertilite tanısı düşünülür ve değerlendirme başlatılır.

    Kadınlarda infertilitenin en sık nedenleri arasında yumurtlama bozuklukları, tüplerin tıkalı olması, endometriozis ve rahim içi yapışıklıklar yer alır. Yaş ilerledikçe bu riskler artar.

    Erkek infertilitesi genellikle sperm sayısı, hareketliliği veya morfolojisiyle ilgili problemlerden kaynaklanır. Hormon dengesizlikleri, enfeksiyonlar ve varikosel de etkili olabilir.

    Kadınlarda hormon testleri, ultrason, HSG ve histeroskopi; erkeklerde sperm analizi temel testlerdir. Gerekirse genetik analizler ve ileri düzey üreme testleri de yapılabilir.

    Tedavi planı, nedenine göre kişiselleştirilir. Yumurtlama takibi, ilaçla tedavi, aşılama (IUI) ve tüp bebek (IVF) gibi yöntemler kademeli olarak uygulanabilir. Her aşama uzman kontrolünde yürütülür.

    Yaş, özellikle kadınlarda doğurganlık kapasitesini doğrudan etkiler. 35 yaş sonrası yumurta rezervi ve kalitesi azalır, bu da tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir.

    Kronik stres, hormon dengesini bozarak yumurtlama ve sperm üretimini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca stres, tedavi sürecinde motivasyonu da düşürerek başarı şansını azaltabilir.

    Sağlıklı ve dengeli beslenme hem erkek hem de kadın üreme sağlığı üzerinde olumlu etki yapar. Antioksidanlardan zengin, işlenmiş gıdalardan uzak bir diyet önerilir.

    Başarı oranı, yaş, kısırlığın nedeni, tedavi yöntemi ve merkezin deneyimi gibi faktörlere bağlı olarak değişir. Tüp bebek tedavisinde başarı oranı genç çiftlerde daha yüksektir.

    Kısırlık süreci duygusal açıdan zorlayıcı olabilir. Psikolojik destek, stresin azaltılmasına, çiftler arası iletişimin güçlenmesine ve tedaviye uyumun artmasına katkı sağlar.

    Kısırlık tedavisinin süresi, uygulanacak yönteme ve çiftin sağlık durumuna göre büyük ölçüde değişir. Ovulasyon (yumurtlama) takibi ve ilaç tedavileri 1–2 ay sürebilirken, aşılama genellikle 2 haftalık döngülerle uygulanır. Tüp bebek (IVF) tedavisi ise yaklaşık 4–6 hafta sürebilir.

    Kısırlık (infertilite) şüphesi durumunda başvurulması gereken bölüm Kadın Hastalıkları ve Doğum, özellikle de Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite alanında uzmanlaşmış hekimlerdir.

    Blog Yazıları

    Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Yumurtalık (over) kisti tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, hem iyileşme sürecini hızlandırmak hem de olası [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti ve Labioplasti Birlikte Yapılabilir Mi?

    Vajinoplasti ve labioplasti ameliyatları, genital bölgenin hem fonksiyonel hem de estetik açıdan düzenlenmesini hedefler ve [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinoplasti sonrası dikkat edilmesi gerekenler, ameliyatın başarısı ve iyileşme sürecinin sorunsuz ilerlemesi açısından büyük önem [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Ameliyatı Yaptıranların Yorumları

    Vajinoplasti ameliyatı yaptıranların yorumları, vajinal gevşeme problemi yaşayan kadınlar için yol gösterici olmaktadır. Hastalar, ameliyat [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Lazer Tedavisi Yaptıranların Yorumları

    Vajinal lazer tedavisi yaptıranların yorumları, vajinal sıkılaşma, kuruluk ve idrar kaçırma gibi sorunlar yaşayan kadınlar [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Gençleştirme Yaptıranların Yorumları

    Vajinal gençleştirme yaptıranların yorumları, özellikle doğum sonrası gevşeme ve estetik kaygılar yaşayan kadınlar için rehber [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Enfeksiyon Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinal enfeksiyon tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, enfeksiyonun tekrarlamaması ve vajinal florada denge sağlanması açısından [...]

    Devanımı Oku
    Pubis Estetiği Yaptıranların Yorumları

    Pubis estetiği yaptıranların yorumları, dış genital bölgede fazlalık yağ veya sarkma yaşayan bireyler için önemli [...]

    Devanımı Oku