Polikistik Over Sendromu (PCOS), kadınlarda hormonal dengesizlik ve metabolik sorunlara yol açan yaygın bir endokrin bozukluktur. Yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist oluşumu ile karakterizedir. Adet düzensizliği, aşırı tüylenme ve kilo artışı en sık görülen belirtiler arasındadır.

PCOS, insülin direnci ile yakından ilişkilidir ve tip 2 diyabet riskini artırabilir. İnsülin seviyelerindeki yükseklik, androjen hormonlarının artmasına yol açarak semptomları şiddetlendirebilir. Bu nedenle tedavi planında diyet, egzersiz ve gerekirse insülin duyarlılığını artıran ilaçlar yer alır.

Çocuk sahibi olmayı planlayan PCOS hastalarında yumurtlama sorunları nedeniyle infertilite gelişebilir. Yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar ve gerekirse yardımcı üreme teknikleri ile gebelik şansı artırılabilir. Erken tanı, doğurganlık sürecinde olumlu sonuçlar doğurabilir.

Ultrasonografi ve hormon testleri ile tanı konulan PCOS, kronik bir durumdur ve uzun dönem izlem gerektirir. Tedavi edilmediğinde kalp hastalıkları, endometrial kanser ve psikolojik sorunlar gibi komplikasyonlara neden olabilir. Yaşam tarzı değişiklikleri tedavinin temelini oluşturur.

Bilmeniz Gerekenler Bilgi
Tanım Polikistik Over Sendromu (PCOS), yumurtalıklarda hormonal dengesizlik ve yumurtlama bozuklukları ile karakterize, üreme çağındaki kadınlarda sık görülen bir endokrin bozukluktur.
Temel Özellikleri Yumurtalıklarda çok sayıda küçük kist benzeri yapı, androjen hormonlarında artış ve adet düzensizlikleri ile kendini gösterir.
Görülme Sıklığı Üreme çağındaki kadınların yaklaşık %5–10’unda görülür.
Nedenleri Genetik yatkınlık, insülin direnci, kilo fazlalığı, yaşam tarzı faktörleri ve hormonal dengesizlikler PCOS gelişiminde rol oynar.
Yaygın Belirtiler Adet düzensizlikleri, aşırı kıllanma (hirsutizm), sivilce, saç dökülmesi, kilo artışı, yumurtlama bozuklukları, kısırlık.
Tanı Kriterleri – Oligo/anovulasyon (seyrek veya olmayan yumurtlama) – Hiperandrojenizm (klinik veya biyokimyasal) – Overlerde polikistik görünüm (ultrasonla) (Rotterdam kriterlerine göre en az ikisi yeterlidir.)
Uzun Dönem Riskler Tip 2 diyabet, hipertansiyon, dislipidemi, kardiyovasküler hastalık riski, rahim içi kanser riski, metabolik sendrom.
Tanı Yöntemleri Hormon düzeylerinin değerlendirilmesi (FSH, LH, total testosteron vb.), pelvik ultrasonografi, insülin direnci ve metabolik parametrelerin incelenmesi.
Tedavi Seçenekleri Yaşam tarzı değişikliği (diyet, egzersiz), insülin duyarlılığını artırıcı ilaçlar (örneğin metformin), doğum kontrol hapları, antiandrojenler, gebelik planlanıyorsa ovulasyon indüksiyonu.
Yönetimde Temel Hedefler Adet düzeninin sağlanması, androjen fazlalığı belirtilerinin azaltılması, doğurganlığın korunması, uzun vadeli metabolik ve kardiyovasküler risklerin azaltılması.
Op. Dr. Hasan Yılmaz
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Op. Dr. Hasan YILDIZ 1977 yılında Düzce’de doğdu. İlk-orta-lise öğrenimini Mersin-Artvin-Sivas ve İzmirde, Üniversite eğitimini 1994-2000 yılarında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamladı. 2000 yılında mezun oldu. 2000- 2001 yıllarında Dokuz Eylül Üniversitesi Genel Cerrahi A.B.D da asistanık yaptı. 2002-2006 yıllarında Kadın Hast.ve Doğum Asistanlığı tamamlamış olup 2006 ocak ayından itibaren Kadın Hast.ve Doğum uzmanı olarak çalışmaktadır. 2006-2008 yıllarında Seferihisar Devlet hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2008-2011 yıllarında Ordu Fatsa Devlet Hastanesi ve muayenehane hekimliği, 2011-2012 yıllarında ortağı olduğu Akhisar Özel Doğuş hastanesinde çalışmıştır. 2012 yılından itibaren Alsancak’taki Özel Kliniğinde hizmet vermektedir. 2 tane ulusal-uluslararası posteri ,5 tane ulusal-uluslararası yayını bulunmaktadır. Yurt içi ve yurt dışı olmak üzere 16 kongre ve sempozyuma katılmıştır. Detaylı Bilgi Al WhatsApp

Polikistik Over Sendromu Tedavisi Nedir?

Polikistik Over Sendromu (PCOS) tedavisi, hastalığın neden olduğu hormon dengesizliklerini ve belirtileri kontrol altına almayı amaçlar. Tedavi kişiye özel planlanır ve genellikle uzun sürelidir.

Hiperandrojenizm Nedir ve Fiziksel Görünümü Nasıl Değiştirir?

PKOS’un estetik sonuçlarını konuşacaksak, öncelikle “Hiperandrojenizm” kavramını anlamamız gerekir. Kadın vücudunda doğal olarak az miktarda bulunan erkeklik hormonlarının (androjenlerin) normalden fazla üretilmesi durumuna bu adı veriyoruz. Bu hormon fazlalığı, sendromun sadece metabolik değil aynı zamanda dermatolojik ve morfolojik bir sorun haline gelmesinin temel nedenidir.

Androjenler, vücutta belirli dokuları hedef alır. Özellikle kıl kökleri, yağ bezleri ve genital organlar bu hormonlara karşı son derece duyarlıdır. Kan dolaşımınızdaki androjen seviyesi yükseldiğinde, vücudunuz buna fiziksel tepkiler vermeye başlar. Bu tepkiler genellikle “erkek tipi” değişimler olarak adlandırılır ve bir kadın için psikolojik olarak en yıpratıcı süreçlerden biri budur. Yüz bölgesinde çıkan sert kıllar veya genital bölgedeki yapısal değişimler, tamamen bu hormonal baskının bir sonucudur.

Hiperandrojenizme bağlı olarak vücutta görülen temel estetik değişimler şunlardır:

  • Çene bölgesinde kıllanma
  • Göğüs ucunda tüylenme
  • Göbek çevresinde kıllanma
  • Sırt bölgesinde tüylenme
  • Erkek tipi saç dökülmesi
  • Yağlı cilt yapısı
  • Kistik sivilceler
  • Genital organ büyümesi

PKOS Psikolojik Sağlığı ve Yaşam Kalitesini Nasıl Etkiler?

Hastalığın fiziksel belirtileri kadar, hatta bazen ondan daha fazla, ruhsal etkileri de önemlidir. Yapılan bilimsel çalışmalar ve klinik gözlemlerimiz, PKOS hastalarının “Yaşam Kalitesi Ölçeklerinde” genellikle düşük puanlar aldığını göstermektedir. Bunun nedeni sadece sağlığınızla ilgili endişeler değildir; asıl neden, değişen beden algınız ve aynadaki görüntünüzle barışık olamama halidir.

Özellikle “emosyonel bozulma” dediğimiz durum bu hastalarda çok sık görülür. Kilo verememek, yüzdeki tüyleri saklamak zorunda hissetmek veya partneriyle yakınlaşırken vücudundan utanmak, ciddi bir depresyon ve anksiyete kaynağıdır. Kadınlar kendilerini daha az “kadınsı” veya daha az çekici hissedebilirler. Bu duygusal yük, sosyal hayattan kaçınmaya, plajda rahat edememeye ve cinsel isteksizliğe yol açabilir. Dolayısıyla estetik kaygılarınızı gidermek, aslında ruh sağlığınızı iyileştirmek için atılmış en büyük adımdır.

PKOS’un yarattığı psikolojik ve sosyal etkiler şunlardır:

  • Düşük özgüven
  • Sosyal anksiyete
  • Depresyon eğilimi
  • Beden algısı bozukluğu
  • Cinsel isteksizlik
  • Partner ilişkisinde sorunlar
  • Yeme bozuklukları
  • Sürekli stres hali

Klitoromegali Nedir ve Neden Bir Estetik Sorun Olarak Kabul Edilir?

Gelelim konunun en hassas ve belki de en az konuşulan kısmına: Genital estetik. PKOS’lu hastalarda yüksek androjen seviyelerinin en somut etkilerinden biri “Klitoromegali”, yani klitorisin normalden büyük olması durumudur. Klitoris, androjen hormonlarına karşı vücuttaki en hassas dokulardan biridir. Ergenlikten itibaren veya hormon dengesizliğinin başladığı dönemden sonra, bu doku büyüyerek şekil değiştirebilir.

Bu durum kesinlikle “sadece kozmetik” bir sorun değildir. Bu bir endokrin hastalığın vücudunuzda bıraktığı anatomik bir izdir, yani tıbbi bir durumdur. Klitorisin aşırı büyümesi, dışarıdan bakıldığında küçük bir penis görünümünü andırabilir. Bu görüntü, kadının kadınlık algısını zedelerken, aynı zamanda fiziksel rahatsızlıklara da yol açar. Çamaşır giydiğinde sürtünme, tahriş veya ilişki sırasında ağrı gibi sorunlar yaşanabilir. Pek çok kadın bu durumdan utandığı için doktora gitmekten çekinir, oysa bu tamamen tedavi edilebilir bir anatomik deformasyondur.

Klitoromegali durumunda hastaların yaşadığı temel sorunlar şunlardır:

  • Anormal büyüklük
  • Erkeksi görünüm
  • Çamaşırda sürtünme hissi
  • Cinsel ilişki ağrısı
  • Özgüven kaybı
  • Hijyen zorluğu
  • Görsel rahatsızlık
  • Psikolojik travma
İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için WhatsApp üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz

Kliteroplasti ve Hudoplasti Ameliyatları Nasıl Yapılır?

Klitoris büyüklüğünün cerrahi olarak düzeltilmesi işlemine “Kliteroplasti” diyoruz. Ancak bu ameliyat, sıradan bir estetik operasyon gibi düşünülmemelidir. Klitoris, 8000’den fazla sinir ucu barındıran, kadın hazzının merkezidir. Bu nedenle yapılacak cerrahi müdahalenin, bir heykeltıraş hassasiyetiyle ve derin bir anatomi bilgisiyle yapılması şarttır.

Amacımız, klitorisi küçültürken onun hissetme yeteneğini sağlayan damar ve sinir paketini (nörovasküler demet) %100 korumaktır. Operasyon sırasında, klitorisin baş kısmını (glans) besleyen sinirleri koruyarak, içerideki fazla ve kalınlaşmış dokuyu çıkarıyoruz. Çoğu zaman bu işleme “Hudoplasti” dediğimiz, klitorisin üzerindeki fazla deri katlantılarının (sünnet derisi gibi) düzeltilmesi de eklenir. Böylece klitoris hem normal boyutlarına döner hem de üzerindeki deri yığılmaları temizlenerek çok daha estetik, kibar ve feminen bir görünüm kazanır.

Bu cerrahi işlemlerin temel hedefleri şunlardır:

  • Boyut küçültme
  • Sinir koruma
  • Fonksiyonu koruma
  • Deri fazlalığını alma
  • Simetri sağlama
  • Doğal görünüm
  • Cinsel hazzı artırma
  • Psikolojik rahatlama

Labioplasti PKOS Hastaları İçin Neden Önemli Bir İhtiyaçtır?

Hormonal dengesizlik sadece klitorisi değil iç dudakları (labia minora) da etkiler. Androjen fazlalığı, iç dudaklarda kalınlaşmaya, uzamaya, sarkmaya ve renk koyulaşmasına neden olabilir. Ayrıca sıkça gördüğümüz bir diğer durum da asimetridir; yani bir dudağın diğerinden belirgin şekilde büyük veya uzun olmasıdır.

PKOS hastaları için Labioplasti, yani iç dudak estetiği, hem fonksiyonel hem de estetik bir kurtarıcıdır. Sarkan dudaklar mayo giydiğinizde, tayt giydiğinizde veya spor yaparken belli olabilir, sürtünerek canınızı yakabilir. Ayrıca bu kıvrımlı yapı nemli kaldığı için sık sık mantar veya vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlayabilir. Estetik açıdan ise hastalarımız genellikle “Barbie Estetiği” olarak bilinen, iç dudakların dış dudakların arasında kaldığı, dışarıdan sarkmadığı, daha derli toplu ve “temiz” bir görünümü tercih etmektedirler.

Labioplasti ameliyatının sağladığı avantajlar şunlardır:

  • Sarkıklığın giderilmesi
  • Simetrinin sağlanması
  • Renk koyuluğunun atılması
  • Enfeksiyon riskinin azalması
  • Giyim özgürlüğü
  • Spor yapma rahatlığı
  • Cinsel özgüven artışı
  • Estetik memnuniyet

Hirsutizm ve Tüylenme Sorununda Kombine Tedavi Neden Şarttır?

Gelelim belki de en çok şikayet edilen konuya: İstenmeyen tüyler. PKOS’lu kadınlar için bu basit bir kozmetik sorun değil sürekli tekrarlayan bir kabustur. Çoğu hastamız, “Yıllardır lazere gidiyorum ama bitmiyor, geri çıkıyor” şikayetiyle başvurur. Bunun nedeni çok basittir: Siz sadece sonucu (kılı) yok etmeye çalışıyorsunuz ama nedeni (hormonu) baskılamıyorsunuz.

Vücudunuzda androjen üretimi yüksek olduğu sürece, kıl kökleri sürekli olarak uyarılmaya devam edecektir. Lazer epilasyon mevcut kılı yaksa bile, hormonlar uyuyan kökleri uyandırıp yeni kıl üretimine neden olur. Bu yüzden tek başına lazer, PKOS hastalarında kesin çözüm sunmaz. Bilimsel olarak en doğru yaklaşım “Kombine Tedavi” protokolüdür. Bu bir yandan endokrinolojik olarak hormonları düzenleyen ilaçların kullanılması, diğer yandan doğru cihazla lazer uygulamasının yapılması anlamına gelir. Özellikle yüz bölgesindeki ince tüyler için lazer seçimi çok kritiktir, yanlış cihaz tüyleri daha da artırabilir.

Hirsutizm yönetiminde kullanılan yöntemler ve adımlar şunlardır:

  • Hormon testleri
  • Oral kontraseptifler
  • Anti-androjen ilaçlar
  • Alexandrite lazer
  • Diode lazer
  • İğneli epilasyon
  • Kombine protokoller
  • Düzenli takip

Genital Bölge Kararmaları Nasıl Tedavi Edilir?

PKOS’un cilt üzerindeki bir diğer etkisi de renk değişimleridir. İnsülin direnci yüksek olan hastalarda “Acanthosis Nigricans” dediğimiz, cildin katlanma bölgelerinde koyulaşma ve kadifemsi bir doku oluşumu gözlenir. Bu durum kasıklarda, iç dudaklarda ve makat çevresinde kararmalara yol açar. Ayrıca hormonal dalgalanmalar da melanosit dediğimiz renk hücrelerini uyararak pigmentasyonu artırır.

Bu kararmalar hastaları “kirli” hissettirebilir ve ciddi bir estetik kaygı yaratır. Tedavide öncelik, insülin direncini kırmak için diyet ve yaşam tarzı değişikliğidir. Ancak yerleşmiş olan koyuluğu gidermek için “Genital Beyazlatma” (Bleaching) işlemleri uygulanır. Lazer teknolojileri veya özel kimyasal peeling ajanları ile o bölgedeki koyu renkli tabaka soyularak alttan daha pembe ve canlı bir dokunun gelmesi sağlanır. Cerrahi işlemler (Labioplasti) sırasında da koyu renkli kenarlar çıkarılarak kalıcı bir beyazlama elde edilebilir.

Genital renk açma tedavisinde kullanılan seçenekler şunlardır:

  • Karbondioksit lazer
  • Q-Switch lazer
  • Kimyasal peeling
  • Mezoterapi ürünleri
  • Renk açıcı kremler
  • Cerrahi eksizyon
  • İnsülin kontrolü
  • Yaşam tarzı değişimi

İletişime Geç!

Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için formu doldurarak hemen iletişime geçebilirsiniz



    Cerrahi İşlemler Cinsel Hissi veya Doğurganlığı Etkiler mi?

    Bu soru, hastalarımızın zihnini en çok kurcalayan ve belki de ameliyattan kaçınmalarına neden olan en büyük korkudur. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; ehil ellerde, doğru teknikle ve anatomiye saygılı bir şekilde yapılan genital estetik ameliyatları cinsel hissi azaltmaz, aksine dolaylı yoldan artırır. Ayrıca bu işlemlerin doğurganlıkla, hamile kalmakla veya doğum yapmakla hiçbir ilgisi yoktur çünkü yumurtalıklarınıza veya rahminize dokunmuyoruz.

    Klitoris cerrahisinde en önemli kural sinir koruyucu tekniktir. Sinirler korunduğu sürece his kaybı yaşanmaz. Hatta, klitorisin üzerindeki kalın deri tabakasının kaldırılması (hudoplasti), o bölgenin uyarılabilirliğini artırarak orgazmı kolaylaştırabilir. Daha da önemlisi, psikolojik etkidir. Bir kadın, genital bölgesinin görüntüsünden utandığında kendini kasar, zihnen ilişkiden kopar ve haz alması zorlaşır. Estetik kaygılar giderildiğinde, özgüven artar ve bu durum cinsel tatmini doğrudan yukarı çeker. Yani aslında biz cerrahi ile sadece dokuyu değil cinsel hayatınızın kalitesini de iyileştiriyoruz.

    Bu konuda bilinmesi gereken gerçekler şunlardır:

    • Yumurtalıklara dokunulmaz
    • Rahim etkilenmez
    • Doğurganlık azalmaz
    • Sinir hasarı oluşmaz
    • His kaybı yaşanmaz
    • Cinsel özgüven artar
    • Orgazm kolaylaşabilir
    • Normal doğum mümkündür

    Genital Estetik Uzmanı Tedavi Sürecinde Neden Önemlidir?

    PKOS tedavisi tek kişilik bir gösteri değildir; bir ekip işidir. Kadın doğum uzmanınız adetlerinizi düzenler, endokrinoloğunuz hormonlarınıza bakar, diyetisyeniniz kilonuzla ilgilenir. Ancak bu hastalığın vücudunuzda yarattığı estetik tahribatı onaracak, anatomik deformasyonları düzeltecek ve “kadınlık algınızı” iyileştirecek olan kişi, bu alanda özelleşmiş bir Genital Estetik Uzmanıdır.

    Sıradan bir estetik bakış açısı burada yeterli olmaz. Biz, hastalığın kökenini, hormonların dokular üzerindeki etkisini ve gelecekte neler olabileceğini bilerek hareket ederiz. Klitoromegali gibi karmaşık bir durumu düzeltirken sadece “kesip atmayı” değil fonksiyonu korumayı hedefleriz. Sizin psikolojinizi, beklentilerinizi ve hassasiyetlerinizi anlayan bir yaklaşımla tedavi planı oluştururuz. Unutmayın bu değişimler sizin kaderiniz veya hatanız değil; bunlar yönetilebilir bir tıbbi durumun sonuçlarıdır.

    Tedavi sürecinde uzman doktorun rolleri şunlardır:

    • Doğru anatomik analiz
    • Kişiye özel planlama
    • Cerrahi yetkinlik
    • Sinir koruyucu teknik
    • Psikolojik destek
    • Kombine tedaviler
    • Gerçekçi beklenti
    • Uzun vadeli takip

    Sıkça Sorulan Sorular

    PCOS, androjen hormonlarının artışı ve insülin direnciyle ilişkilidir. Bu hormonal dengesizlik yumurtlamayı bozarak adet düzensizliği, tüylenme artışı ve kısırlık gibi sorunlara neden olabilir.

    PCOS’lu kadınlarda yumurtlamanın düzenli olmaması nedeniyle adet gecikmeleri, seyrek adet görme veya hiç adet olmama gibi sorunlar sıkça görülür. Bu durum doğurganlığı da etkiler.

    İnsülin direnci, PCOS’lu bireylerde yağ depolanmasını artırır ve kilo kaybını zorlaştırır. Hormon dengesizliği de iştah kontrolünü olumsuz etkileyerek kilo alımını kolaylaştırabilir.

    PCOS yumurtlamayı engellediği için doğal yollarla hamile kalmak zorlaşabilir. Ancak yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve gerekirse tüp bebek yöntemleriyle gebelik mümkündür.

    Tedavi edilmeyen PCOS, tip 2 diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, endometrial kanser ve kalp hastalıkları gibi uzun vadeli ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabilir.

    Düşük glisemik indeksli, lif oranı yüksek ve işlenmiş şekerden uzak bir beslenme planı önerilir. Sağlıklı karbonhidratlar ve protein dengesi, insülin direncini azaltmada etkilidir.

    PCOS kronik bir durumdur ancak semptomları yaşam tarzı değişiklikleri ve uygun tedavi ile kontrol altına alınabilir. Menopoz sonrası belirtiler azalabilir fakat metabolik riskler sürebilir.

    Yüksek androjen seviyeleri erkek tipi saç dökülmesine yol açabilir. Bu durum medikal tedavi, anti-androjen ilaçlar ve dermokozmetik çözümlerle azaltılabilir.

    Düzenli yürüyüş, hafif tempolu kardiyo ve direnç antrenmanları insülin duyarlılığını artırır, kilo kontrolünü kolaylaştırır ve hormon dengesine katkı sağlar.

    Doğum kontrol hapları hormon seviyelerini düzenleyerek adet döngüsünü düzene sokar, akne ve tüylenme gibi semptomları azaltır. Ancak uzun süreli çözüm için yaşam tarzı değişikliği de gerekir.

    Polikistik Over Sendromu (PCOS) kronik bir durumdur ve tedavisi genellikle uzun vadeli bir süreci kapsar. Tedavi süresi, semptomların türüne (adet düzensizliği, tüylenme, kısırlık, kilo problemi vb.) ve şiddetine göre değişir.

    Polikistik Over Sendromu (PCOS) tanı ve tedavisi için Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmalıdır. Gerekli durumlarda, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı ile multidisipliner takip gerekebilir.

    Blog Yazıları

    Yumurtalık (Over) Kisti Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Yumurtalık (over) kisti tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, hem iyileşme sürecini hızlandırmak hem de olası [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti ve Labioplasti Birlikte Yapılabilir Mi?

    Vajinoplasti ve labioplasti ameliyatları, genital bölgenin hem fonksiyonel hem de estetik açıdan düzenlenmesini hedefler ve [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinoplasti sonrası dikkat edilmesi gerekenler, ameliyatın başarısı ve iyileşme sürecinin sorunsuz ilerlemesi açısından büyük önem [...]

    Devanımı Oku
    Vajinoplasti Ameliyatı Yaptıranların Yorumları

    Vajinoplasti ameliyatı yaptıranların yorumları, vajinal gevşeme problemi yaşayan kadınlar için yol gösterici olmaktadır. Hastalar, ameliyat [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Lazer Tedavisi Yaptıranların Yorumları

    Vajinal lazer tedavisi yaptıranların yorumları, vajinal sıkılaşma, kuruluk ve idrar kaçırma gibi sorunlar yaşayan kadınlar [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Gençleştirme Yaptıranların Yorumları

    Vajinal gençleştirme yaptıranların yorumları, özellikle doğum sonrası gevşeme ve estetik kaygılar yaşayan kadınlar için rehber [...]

    Devanımı Oku
    Vajinal Enfeksiyon Tedavisi Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Vajinal enfeksiyon tedavisi sonrası dikkat edilmesi gerekenler, enfeksiyonun tekrarlamaması ve vajinal florada denge sağlanması açısından [...]

    Devanımı Oku
    Pubis Estetiği Yaptıranların Yorumları

    Pubis estetiği yaptıranların yorumları, dış genital bölgede fazlalık yağ veya sarkma yaşayan bireyler için önemli [...]

    Devanımı Oku