İdrar kaçırma tedavisi, mesane kontrolünü kaybeden bireyler için çeşitli yöntemlerle uygulanabilir. Bu durum, kadınlarda daha sık görülmekle birlikte her yaştan bireyi etkileyebilir. Tedavi, altta yatan nedene bağlı olarak medikal, cerrahi veya fizik tedavi temelli olabilir.
Pelvik taban egzersizleri ile mesane kontrolü artırılabilir. Kegel egzersizleri olarak bilinen bu yöntem, özellikle doğum sonrası kadınlarda etkili sonuçlar verir. Düzenli uygulandığında kasların güçlenmesini sağlayarak semptomları azaltır.
İlaç tedavisiyle semptomların kontrol altına alınması mümkündür. Antikolinerjik ilaçlar, mesane kaslarını gevşeterek idrar sıklığını azaltır. Bu tedavi yöntemi, özellikle acil tip idrar kaçırma sorunu yaşayanlarda tercih edilir.
Cerrahi seçenekler ileri vakalarda gündeme gelir. Sling ameliyatları gibi minimal invaziv yöntemlerle mesane desteklenebilir. Cerrahi tedavi, diğer yöntemlerle sonuç alınamayan hastalarda kalıcı çözüm sunabilir.
| Bilmeniz Gerekenler | Bilgi |
| Tanım | İdrar kaçırma, kişinin istemsiz şekilde idrarını tutamaması durumudur. Kadınlarda özellikle doğum, menopoz ve yaşlanma gibi nedenlerle sık görülür. |
| Başlıca Tipleri | – Stres tipi: Öksürme, hapşırma, gülme sırasında oluşur. – Sıkışma tipi: Aniden gelen şiddetli idrar yapma isteğiyle birlikte kaçırma. – Karışık tip: Hem stres hem sıkışma tipi özellikleri taşır. – Taşma tipi: Mesanenin tam boşalmaması sonucu damla damla sızma. |
| Nedenleri | Pelvik taban kaslarının zayıflığı, vajinal doğumlar, ileri yaş, menopoz, obezite, kronik kabızlık, sinir sistemi hastalıkları, aşırı kafein tüketimi. |
| Belirtiler | İdrar tutamama, ani sıkışma hissi, gece sık idrara çıkma, fiziksel eforla birlikte idrar kaçırma, sosyal çekinme ve yaşam kalitesinde azalma. |
| Tanı Yöntemleri | Hastalık öyküsü, jinekolojik muayene, idrar testi, idrar günlüğü, ürodinamik testler, pelvik ultrason. |
| Koruyucu Önlemler | Kilo kontrolü, düzenli egzersiz, kabızlıktan kaçınma, sigarayı bırakma, idrar tutma egzersizleri, mesane eğitimi. |
| Egzersiz Tedavisi | Pelvik taban kaslarını güçlendiren Kegel egzersizleri, fizyoterapist eşliğinde pelvik rehabilitasyon programları. |
| İlaç Tedavisi | Antikolinerjik ilaçlar, beta-agonistler, östrojen içeren vajinal preparatlar; tedavi tipi, idrar kaçırma türüne göre belirlenir. |
| Cihaz ve Yardımcı Yöntemler | Vajinal destek cihazları (pessary), idrar kaçırmaya karşı ped kullanımı, elektriksel sinir uyarımı. |
| Cerrahi Tedavi | Özellikle stres tipi idrar kaçırmada uygulanan “sling” ameliyatları, mesane boynu ve idrar yolu destekleme operasyonları. |
| Hedef | İdrar kontrolünü yeniden sağlamak, yaşam kalitesini artırmak, sosyal ve psikolojik etkileri en aza indirmek. |
İdrar Kaçırma Tedavisi Nedir?
İdrar kaçırma tedavisi, istemsiz idrar sızdırma durumunu kontrol altına almak veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan yöntemlerin bütünüdür. Tedavi, idrar kaçırmanın tipi (stres, urge, taşma vb.) ve şiddetine göre belirlenir; egzersiz, ilaç, yaşam tarzı değişiklikleri veya cerrahi gibi seçenekleri içerebilir. Amaç, hastanın yaşam kalitesini artırmaktır.
İdrar kaçırma sorunu neden kadınlarda daha sık görülür?
Tıbbi adıyla üriner inkontinans, kişinin isteği dışında idrar kaybetmesi durumudur ve ne yazık ki kadın popülasyonunda oldukça sık karşılaşılan, ancak çoğu zaman mahcubiyet nedeniyle dile getirilmeyen bir durumdur. Bu durumun kadınlarda erkeklere oranla çok daha yaygın olmasının temel nedeni, kadın pelvik taban anatomisinin yapısı ve yaşam döngüsü içerisindeki kaçınılmaz değişimlerdir. Kadın hayatındaki belli başlı dönüm noktaları, bu hassas bölgedeki dengeyi değiştirebilir. Gebelik süreçleri, zorlu vajinal doğumlar, menopozla birlikte gelen hormonal değişimler ve yaşlanma süreci, idrarı tutmamızı sağlayan destek dokularını zamanla zayıflatır.
Normal şartlarda, karın içi basıncımız arttığında, yani güldüğümüzde veya yerden ağır bir şey kaldırdığımızda, pelvik taban kasları ve vajinal dokular idrar yolunu destekleyerek sıkıca kapanmasını sağlar. Ancak bu destek mekanizması zayıfladığında, bir musluk contası gibi görev yapan sfinkter kasları yetersiz kalır ve kaçırma meydana gelir. Bu durum sadece fiziksel bir rahatsızlık değil aynı zamanda sosyal izolasyona yol açabilen ciddi bir yaşam kalitesi sorunudur. Modern tedavide amacımız, sadece sızıntıyı durdurmak değil bu mekanizmayı anatomik olarak eski güçlü haline getirmektir.
Bu duruma zemin hazırlayan veya süreci hızlandıran bazı faktörler bulunmaktadır. Bu faktörler şunlardır:
- Genetik yatkınlık
- İlerleyen yaş
- Vajinal doğum sayısı
- İri bebek doğurma öyküsü
- Menopoz dönemi
- Obezite
- Kronik kabızlık
- Sigara kullanımı
- Kronik öksürük
Hangi idrar kaçırma tipine sahip olduğumu nasıl ayırt edebilirim?
Tedavinin başarısı, sorunun adını doğru koymakla başlar. Biz klinikte temel olarak üç ana tiple karşılaşırız ve her birinin tedavi yolu birbirinden tamamen farklıdır. Hastanın şikayetlerini dinlediğimizde genellikle hangi tip olduğunu anlamak mümkündür ancak bunu klinik testlerle doğrulamak gerekir. Doğru tanıyı koymak hayati önem taşır çünkü bir tip için uygulanan tedavi, diğer tipte işe yaramayabilir.
İlk ve en sık gördüğümüz tip Stres Üriner İnkontinans (SÜİ) dır. İsmindeki stres kelimesi psikolojik stresi değil karın içindeki fiziksel basıncı ifade eder. Eğer öksürürken, hapşırırken, gülerken, spor yaparken veya market poşetlerini taşırken idrar kaçırıyorsanız, bu stres tipi inkontinanstır. Bu durum genellikle mesane boynunun ve idrar yolunun anatomik desteğinin kaybolmasından kaynaklanır. Genital estetik ve rekonstrüksiyon uygulamalarının en başarılı olduğu alan burasıdır çünkü sorun mekaniktir ve mekanik bir çözüm gerektirir.
İkinci tip, Sıkışma Tipi İnkontinans (UÜİ) olarak adlandırılır. Burada sorun anatomik destekten ziyade, mesane kasının aşırı duyarlılığıdır. Aniden gelen, engellenemez bir tuvalete gitme isteği ve tuvalete yetişemeden kaçırma söz konusudur. Anahtar deliği hastalığı da denir; eve gelip kapıyı açarken aniden sıkışma hissi gelir. Bu tipte genellikle cerrahiden önce farklı yöntemler denenir.
Üçüncü tip ise Miks Tip İnkontinans durumudur. Bu hem stres hem de sıkışma tipinin bir arada görüldüğü durumdur. Tedavi stratejimizde genellikle önce hastayı en çok rahatsız eden bileşeni çözmeye odaklanırız.
Stres tipi idrar kaçırmayı işaret eden belirtiler şunlardır:
- Öksürme
- Hapşırma
- Gülme
- Ağır kaldırma
- Egzersiz yapma
- Merdiven çıkma
- Yataktan doğrulma
Günlük yaşam alışkanlıkları ve idrar kaçırma arasında nasıl bir ilişki vardır?
Yaşam tarzımız, pelvik taban sağlığımızı doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Bazen cerrahi veya medikal bir müdahaleye gerek kalmadan, sadece bazı alışkanlıkların değiştirilmesi bile şikayetlerde belirgin bir azalma sağlayabilir. Özellikle stres tipi idrar kaçırma riskini artıran faktörlerin başında, karın içi basıncını sürekli yüksek tutan durumlar gelir. Bu basınç, pelvik taban kaslarını aşağı doğru iterek zamanla yorulmalarına ve gevşemelerine neden olur.
Örneğin sigara kullanımı bu konuda en büyük düşmanlardan biridir. Sigara, sadece içerdiği zararlı maddelerle mesane dokusunu tahriş etmekle kalmaz, aynı zamanda kronik öksürüğe yol açar. Sürekli öksürmek, pelvik tabana her seferinde bir balyoz darbesi gibi basınç uygular ve destek dokularını yırtabilir. Benzer şekilde aşırı kilo da karın bölgesinde sürekli bir yük oluşturarak mesaneye baskı yapar. Kilo vermek, çoğu zaman idrar kaçırma şikayetlerini yarı yarıya azaltabilmektedir.
Ayrıca sıvı tüketim alışkanlıkları da önemlidir. Gece sık idrara çıkan hastaların akşam saatlerinde sıvı alımını kısıtlaması, çay ve kahve gibi idrar söktürücü içecekleri azaltması önerilir. Kronik kabızlık da ıkınma yoluyla pelvik tabanı zayıflatan bir diğer faktördür. Lifli gıdalarla beslenmek ve bağırsak düzenini sağlamak, dolaylı yoldan mesane sağlığını korur.
Pelvik tabanı olumsuz etkileyen yaşam tarzı faktörleri şunlardır:
- Aşırı kilo
- Sigara kullanımı
- Hareketsiz yaşam
- Ağır sporlar
- Yetersiz sıvı alımı
- Aşırı kafein tüketimi
- Kronik kabızlık
Tanı koymak için hangi testler ve muayeneler yapılır?
Doğru tedavi planı, detaylı ve konforlu bir tanı süreciyle başlar. Genellikle hastalarımız muayeneden çekinebilirler ancak bu süreçler son derece hızlı, ağrısız ve hasta mahremiyetine saygı duyularak gerçekleştirilir. Tanı aşaması, tedavinin yol haritasını çizen en kritik basamaktır. İlk adımda genellikle basit bir idrar analizi yaparak, kaçırmanın geçici bir enfeksiyondan kaynaklanmadığından emin oluruz. Enfeksiyon varsa önce onu tedavi etmek gerekir.
En önemli aşamalardan biri Provakatif Stres Testidir. Bu test, hastanın mesanesi doluyken yapılır. Muayene sırasında hastadan kuvvetlice öksürmesini veya ıkınmasını isteriz. Bu esnada idrar çıkışını gözlemlemek, stres tipi inkontinans tanısını anında ve klinik olarak kesinleştirmemizi sağlar. Bu oldukça objektif bir bulgudur.
Ayrıca Q-Tip Testi dediğimiz basit bir uygulamayla, idrar yolunuzun hareketliliğini ölçeriz. İdrar yoluna steril, ince bir çubuk yerleştirilir ve hastadan ıkınması istenir. Eğer idrar yolu olması gerekenden fazla hareket ediyorsa, bu destek dokularının koptuğunu veya gevşediğini gösterir. Bu hipermobilite bulgusu, cerrahi veya lazer tedavisi için bizi yönlendiren en önemli işarettir.
Daha karmaşık vakalarda, örneğin daha önce ameliyat olmuş ama sorunu düzelmemiş hastalarda veya hem sıkışma hem kaçırma yaşayanlarda Ürodinami testine başvurabiliriz. Bu test, mesanenin nasıl dolduğunu, basınç değişimlerini ve nasıl boşaldığını bilgisayar ortamında grafiklerle gösterir. Bu sayede sorunun sadece kas zayıflığı mı yoksa mesane sinirlerinde bir problem mi olduğu netleşir.
Tanı sürecinde kullanılan temel yöntemler şunlardır:
- Jinekolojik muayene
- Tam idrar tetkiki
- İdrar kültürü
- Provakatif stres testi
- Q-Tip testi
- Ped testi
- İşeme günlüğü
- Ürodinami
- Ultrasonografi
Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için WhatsApp üzerinden hemen iletişime geçebilirsiniz
Ameliyatsız idrar kaçırma tedavisi ve lazer mümkün müdür?
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte artık her hasta için ameliyat tek veya ilk seçenek değildir. Özellikle hafif ve orta düzeyde idrar kaçırması olan henüz ileri derecede organ sarkması yaşamayan hastalarımızda Vajinal Lazer Tedavileri yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bu yöntem cerrahi korkusu olan veya anestezi almak istemeyen hastalar için mükemmel bir alternatiftir.
Lazerin çalışma prensibi, doku yenilenmesine dayanır. Lazer başlığı ile vajinal dokunun derin katmanlarına kontrollü ve hassas bir ısı enerjisi gönderilir. Bu ısı, dokuyu yakmaz ancak vücudun doğal iyileşme mekanizmasını güçlü bir şekilde tetikler. Isı uyarısı alan doku, fibroblast adı verilen hücreleri uyandırarak yoğun miktarda yeni kollajen ve elastin üretmeye başlar.
Bu yenilenme süreci sonucunda vajinal doku kalınlaşır, sıkılaşır, kanlanması artar ve idrar yoluna daha güçlü bir destek vermeye başlar. Bu işlemin en büyük avantajı; anestezi gerektirmemesi, kesi veya dikiş olmaması ve hastanın işlemden hemen sonra günlük hayatına dönebilmesidir. Öğle arasında bile uygulanabilen bu yöntem aynı zamanda vajinal gençleşme etkisi de yarattığı için, hastalarımızın hem idrar kaçırma sorununu hafifletir hem de genital bölgede hissettikleri gevşeme hissini giderir. Genellikle 3-4 hafta arayla birkaç seans uygulanması önerilir.
Vajinal lazer tedavisinin avantajları şunlardır:
- Kesisiz işlem
- Dikişsiz uygulama
- Anestezi gerektirmemesi
- Hızlı iyileşme
- Günlük hayata hemen dönüş
- Ağrısız süreç
- Yan etki azlığı
Dolgu uygulamaları ile idrar kaçırma tedavisi nasıl yapılır?
Cerrahiye uygun olmayan veya daha önce ameliyat geçirmiş ancak tam kuruluk sağlayamamış hastalarda Periüretral Enjeksiyonlar yani halk arasındaki adıyla dolgu uygulamaları etkili bir alternatif sunar. Bu işlem özellikle anestezi riski taşıyan yaşlı hastalarımızda veya çok hafif kaçırmalarda tercih ettiğimiz pratik bir yöntemdir.
İşlemin mantığı oldukça basittir: İdrar yolunun çevresindeki dokuyu şişirerek yolu daraltmak ve kapanma basıncını artırmak. Bunu, sızdıran bir musluğun contalarını kalınlaştırmaya benzetebiliriz. İdrar yolunun (üretra) çevresine hacim kazandıran özel, biyo-uyumlu maddeler enjekte edilir. Bu maddeler, o bölgede bir yastıkçık görevi görerek idrar yolunun daha sıkı kapanmasını sağlar.
Böylece karın içi basıncı arttığında, öksürdüğünüzde veya güldüğünüzde idrarın dışarı sızması zorlaşır. Bu yöntem minimal invazivdir, yani büyük bir cerrahi kesi gerektirmez ve genellikle lokal anestezi altında yapılabilir. Hasta işlemden hemen sonra evine dönebilir. Ancak askı ameliyatlarına kıyasla kalıcılığı daha düşüktür. Kullanılan dolgu maddesinin türüne göre işlemin belirli aralıklarla tekrarlanması gerekebilir. Yine de sunduğu konfor ve düşük risk profili nedeniyle önemli bir tedavi seçeneğidir.
Dolgu uygulamalarının uygun olduğu hasta grupları şunlardır:
- Cerrahi riski yüksek olanlar
- Yaşlı hastalar
- Hafif dereceli kaçırmalar
- Daha önce başarısız cerrahi geçirenler
- Anestezi alamayanlar
- Geçici çözüm arayanlar
Altın standart olarak bilinen Askı (Sling) ameliyatları nedir?
Stres tipi idrar kaçırmada, dünya genelinde ve bilimsel literatürde en yüksek başarı oranına sahip, en güvenilir yöntem Orta Üretral Sling (MUS) cerrahileridir. Eğer lazer veya egzersiz gibi yöntemler yetersiz kalıyorsa veya kaçırma şikayeti ileri düzeydeyse, kalıcı çözüm için bu cerrahilere başvurulur. Bu ameliyatlar, idrar yolunun altına sentetik bir ağ yerleştirilmesi prensibine dayanır.
Bu ağı, idrar yolunun altına kurulan sağlam bir hamak gibi düşünebilirsiniz. Normalde idrar kaçıran bir kadında, öksürme veya gülme sırasında idrar yolu aşağı doğru esner ve açılır. Yerleştirdiğimiz bu hamak, idrar yolunu alttan destekleyerek aşağı doğru esnemesini engeller. Karın içi basıncı arttığında idrar yolu bu hamağa yaslanır ve kapalı kalır. Bu mekanik destek, sorunu kökünden çözer.
İki temel uygulama yöntemi vardır. Birincisi TVT yöntemidir; burada hamak karın bölgesine doğru yukarı yönlü yerleştirilir. İkincisi ise TOT yöntemidir; burada hamak kasık bölgesine doğru yanlardan yerleştirilir. Her iki yöntem de yaklaşık %85-95 gibi çok yüksek başarı oranlarına sahiptir. İşlem genellikle 15-20 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Cildinizde sadece milimetrik kesiler olur, bu nedenle iyileşme süreci çok hızlıdır. Hastalarımız genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu edilirler. Hangi yöntemin size uygun olduğuna, muayene bulgularına ve idrar yolunun hareketliliğine göre karar verilir.
Sling ameliyatlarının öne çıkan özellikleri şunlardır:
- Yüksek başarı oranı
- Kalıcı sonuçlar
- Kısa ameliyat süresi
- Minimal kesi izi
- Hızlı taburculuk
- Düşük ağrı skoru
İletişime Geç!
Tedaviler hakkında bilgi ve randevu almak için formu doldurarak hemen iletişime geçebilirsiniz
Vajina daraltma ameliyatı idrar kaçırma sorununu çözer mi?
İşte burası, Genital Estetik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlığının en kritik ve fark yaratan noktasıdır. Çoğu zaman hastalarımız bize sadece idrar kaçırma şikayetiyle gelmezler; aynı zamanda vajinal genişleme hissinden, cinsel haz kaybından veya “aşağıda bir dolgunluk hissi”nden yakınırlar. Bu iki durum birbirinden bağımsız değildir; aynı anatomik bozulmanın, yani pelvik taban gevşemesinin iki farklı sonucudur.
Eğer hastada ileri derecede vajinal genişleme veya mesane sarkması (sistosel) varsa, sadece idrar yolunun altına Sling (askı) takmak sorunu çözmeyebilir veya estetik beklentiyi karşılamaz. Hatta bazen sadece askı takmak, var olan sarkmayı daha belirgin hale getirebilir. Bu tür durumlarda bütüncül bir yaklaşımla kombine cerrahi planlarız.
Aynı seansta hem Vajinoplasti yaparak vajinal kanalı daraltır, gevşemiş kasları onarır ve sarkan mesaneyi yerine kaldırırız; hem de Sling yerleştirerek idrar yolunu destekleriz. Bu yaklaşım hastaya iki büyük avantaj sağlar. Birincisi fonksiyonel restorasyondur; anatomik yapı onarıldığı için idrar kaçırma tedavisinin başarısı artar ve nüks riski azalır. İkincisi ise estetik ve cinsel iyileşmedir; vajinal sıkılık geri kazandırıldığı için cinsel haz ve özgüven artar. Ayrıca bu seansta, hastanın talebi varsa Labioplasti veya dış dudaklara dolgu uygulaması gibi işlemler de yapılarak, genital bölgenin hem içi hem dışı tamamen yenilenebilir.
Vajinoplasti ile birlikte hedeflenen kazanımlar şunlardır:
- Anatomik düzeltme
- Mesane sarkmasının giderilmesi
- Bağırsak sarkmasının onarımı
- Cinsel hazzın artırılması
- Vajinal sıkılığın sağlanması
- Genital estetik görünüm
- Özgüven artışı
Pelvik taban kaslarını güçlendirmek tek başına yeterli olur mu?
Pelvik taban fizyoterapisi, yani yaygın bilinen adıyla Kegel egzersizleri, idrar kaçırma tedavisinin temel taşlarından biridir ancak her aşamada tek başına yeterli olmayabilir. Bu egzersizler, pelvik taban kaslarını bilinçli olarak kasıp gevşeterek güçlendirmeyi hedefler. Çok hafif düzeyde idrar kaçırması olan genç hastalarda veya ameliyat sonrası koruyucu olarak fizyoterapi ilk tercihimizdir. Kasları güçlendirmek, destek dokularına binen yükü azaltır ve kontrolü artırır.
Ancak anatomik olarak bağlar kopmuşsa, ciddi bir sarkma varsa veya idrar yolu aşırı hareketliyse, sadece egzersiz yapmak sorunu tamamen çözemez. Bunu kopmuş bir lastiği onarmaya benzetebiliriz; var olan sağlam kısımları güçlendirirsiniz ama kopuğu birleştiremezsiniz. Bu nedenle fizyoterapiyi genellikle lazer veya cerrahi tedavilerin başarısını artıran ve kalıcılığını sağlayan güçlü bir destekleyici tedavi olarak konumlandırırız.
Özellikle cerrahi sonrası dönemde, yapılan işlemin uzun ömürlü olması için pelvik taban kaslarının güçlü tutulması çok önemlidir. Ameliyat veya lazer sonrası düzenli egzersiz yapan hastalarımızda, sonucun yıllarca korunduğunu ve memnuniyet oranlarının çok daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Ayrıca bu egzersizler cinsel fonksiyonların iyileşmesine de katkıda bulunur:
Pelvik taban egzersizlerinin faydaları şunlardır:
- Kas gücünün artması
- İdrar kontrolünün iyileşmesi
- Cerrahi başarısının desteklenmesi
- Farkındalığın artması
- Koruyucu etki
- Cinsel fonksiyon desteği
Tedavi sonrası tekrar idrar kaçırma riski var mıdır?
Tıpta hiçbir tedavi için yüzde yüz garanti verilemese de doğru hasta seçimi ve doğru cerrahi teknikle yapılan Sling ameliyatlarında başarı oranı oldukça yüksektir. Ancak nüks yani tekrar etme riski, hastanın anatomik yapısına ve en önemlisi yaşam tarzı faktörlerine sıkı sıkıya bağlıdır. Ameliyat, bozulmuş olan anatomiyi düzeltir ancak zamanı durduramaz veya yerçekimini yok edemez.
Ameliyatla oluşturduğumuz destek mekanizmasını korumak büyük ölçüde hastanın elindedir. Kronik öksürüğe neden olan sigara kullanımı, aşırı kilo alımı veya mesleki olarak sürekli ağır kaldırmak, karın içi basıncını artırarak onarılan dokuları tekrar zorlayabilir. Bu basınç, yerleştirilen askının gevşemesine veya dokuların tekrar sarkmasına neden olabilir. Bu nedenle sigarayı bırakmak, kilo kontrolü sağlamak, kronik kabızlığı önlemek ve ağır kaldırmaktan kaçınmak, cerrahinin başarısını ömür boyu sürdürmek için hayati önem taşır. Hastalarımıza ameliyat sonrası dönemde yaşam tarzı değişiklikleri konusunda detaylı rehberlik ederek bu riski minimize etmeye çalışırız.
Nüks riskini artıran durumlar şunlardır:
- Aşırı kilo alımı
- Sigara kullanımı
- Kronik öksürük
- Sürekli ağır kaldırma
- Kronik kabızlık
- Menopozal doku erimesi
- Kontrolsüz diyabet
Gelecekte hamilelik planlayanlar idrar kaçırma tedavisi olabilir mi?
Bu konu, poliklinikte genç hastalarımızla en sık konuştuğumuz ve en dikkatli yönetilmesi gereken süreçlerden biridir. İdrar kaçırma ameliyatları ve vajinal daraltma işlemleri, anatomik yapıyı sıkılaştırmayı ve sabitlemeyi hedefler. Ancak bir gebelik süreci ve özellikle vajinal doğum, bu yapıları tekrar büyük bir strese, gerilmeye ve travmaya maruz bırakır.
Eğer yakın gelecekte kesin bir gebelik planınız varsa, kalıcı cerrahi işlemleri ertelemeyi öneririz. Çünkü cerrahi sonrası gebe kalınıp vajinal doğum yapılması, onarılan dokuların tekrar yırtılmasına, dikişlerin açılmasına ve idrar kaçırmanın nüksetmesine neden olabilir. Bu durumda yapılan ameliyatın etkisi kaybolabilir. Böyle bir durumda genellikle geçici ama etkili çözümlere, örneğin Lazer tedavilerine, dolgu uygulamalarına veya pelvik taban fizyoterapisine yöneliriz. Bu yöntemler gebelik öncesi konfor sağlar ve doğum sürecini olumsuz etkilemez.
İdeal olan ailenizi tamamladıktan ve başka çocuk düşünmediğinizden emin olduktan sonra bu kalıcı anatomik onarımları ve askı ameliyatlarını yaptırmaktır. Böylece yapılan işlemin ömür boyu kalıcı olmasını sağlayabiliriz. Ancak gebelik planı olmayan veya tamamlamış hastalarda bu işlemler güvenle uygulanır. Eğer hasta ameliyat sonrası beklenmedik bir şekilde gebe kalırsa, doğumun sezaryen ile yapılması onarılan dokuların korunması açısından daha uygun olabilir.
Gebelik planlayanlar için alternatif yaklaşımlar şunlardır:
- Pelvik taban egzersizleri
- Yaşam tarzı değişiklikleri
- Vajinal lazer uygulamaları
- Geçici dolgu enjeksiyonları
- Medikal tedaviler
- Mesane eğitimi
Neden bir Genital Estetik Uzmanı ile tedavi süreci planlanmalı?
İdrar kaçırma tedavisi, günümüzde sadece kuru kalmaktan çok daha fazlasını ifade eder. Bir Genital Estetik Uzmanı, olaya sadece ürolojik bir problem veya bir organ yetmezliği olarak değil kadının anatomik bütünlüğü, cinsel sağlığı ve estetik beklentileri çerçevesinden bakar. Klasik cerrahi yaklaşımlar bazen sadece kaçırmayı durdurmaya odaklanırken; vajinal genişlik, cinsel fonksiyon kaybı, dış genital görünümdeki deformasyonlar veya asimetriler göz ardı edilebilir. Oysa kadın bedeni bir bütündür ve tedavi de bütüncül olmalıdır.
Uzman bir klinik olarak bizim farkımız, tedavi algoritmasını oluştururken hastanın tüm ihtiyaçlarını aynı anda değerlendirmemizdir. Sadece idrar kaçırmayı değil aynı zamanda anatomik olarak gençleşmeyi, cinsel konforu geri kazanmayı ve estetik olarak iyi hissetmeyi hedefleyen bir plan çizeriz. Örneğin idrar kaçırma ameliyatı için gelen bir hastada, vajinal genişleme veya iç dudaklarda sarkma varsa, bunları görmezden gelmek eksik bir tedavi olur.
Lazer teknolojilerini kullanabilme yetkinliği, gerektiğinde vajinoplasti ile sling cerrahisini kombine edebilme becerisi ve labioplasti gibi estetik dokunuşları aynı seansta sunabilme kapasitesi, hastalarımıza tek seansta bütüncül iyileşme şansı tanır. Minimal invaziv yöntemlerden en ileri rekonstrüktif cerrahilere kadar geniş bir portföye sahip olmak, hastayı tek bir yönteme zorlamak yerine, hastanın durumuna en uygun olanı seçme özgürlüğü verir. Sonuç olarak idrar kaçırma kaderiniz değildir. Modern tıp ve uzman eller, size sadece kuruluğu değil aynı zamanda pelvik sağlığınızı ve özgüveninizi geri kazandıracak güçlü silahlara sahiptir.
Genital estetik uzmanının sağladığı avantajlar şunlardır:
- Bütüncül yaklaşım
- Estetik ve fonksiyonel onarım
- Kombine cerrahi imkanı
- Gelişmiş teknoloji kullanımı
- Kişiye özel planlama
- Cinsel fonksiyon iyileştirmesi
- Yüksek hasta memnuniyeti
İzmir’de İdrar Kaçırma Tedavisi Fiyatları Ne Kadar ?
Ortalama İdrar Kaçırma Tedavisi fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
İdrar Kaçırma Tedavisi Yaptıranların Yorumları
İdrar Kaçırma Tedavisi yaptıranların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
İdrar Kaçırma Tedavisi Yapan Doktorlar
İdrar Kaçırma Tedavisi kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından uygun alt yapıya sahip klinik veya hastanelerde yapılır.
Sıkça Sorulan Sorular
İdrar kaçırma tedavisi sonrası iyileşme süresi tedavi yöntemine bağlı olarak değişir. İlaç tedavisi birkaç haftada etkisini gösterirken, cerrahi sonrası tam iyileşme genellikle 4-6 haftayı bulur.
Doğum sonrası idrar kaçırma tedavisinde genellikle pelvik taban egzersizleri ve fizik tedavi önceliklidir. Gerekirse hormonal tedavi ya da cerrahi seçenekler de değerlendirilir, emzirme süreci göz önüne alınarak planlama yapılır.
Yaşlı kadınlarda tedavi planı, kas gücü, bilişsel durum ve eşlik eden hastalıklara göre düzenlenir. Genellikle non-invaziv yöntemler tercih edilir; cerrahi riskleri dikkatle değerlendirilir.
Tedavi sonrası çoğu kadında cinsel fonksiyonlarda belirgin düzelme görülür. Ancak cerrahi girişimler sonrası kısa süreli rahatsızlıklar yaşanabilir. Cinsel aktiviteye ne zaman başlanacağı hekime danışılarak belirlenmelidir.
Uygun tedaviyle pek çok hasta uzun süreli rahatlama sağlar. Ancak bazı durumlarda semptomlar geri dönebilir. Bu nedenle yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takip önemlidir.
Botoks, özellikle aşırı aktif mesane nedeniyle oluşan idrar kaçırmada etkili bir yöntemdir. Mesane kasına yapılan enjeksiyonla istemsiz kasılmalar azaltılır, etki süresi ortalama 6 ay kadardır.
Evet, ancak ağır egzersizlerden kaçınılmalıdır. Pelvik tabanı destekleyen hafif egzersizler iyileşmeyi destekler. Cerrahi sonrası egzersize başlama süresi hekimin önerisine göre belirlenmelidir.
Tedavi sonrası tekrarlama riski yaş, doğum sayısı, obezite ve pelvik kasların durumu gibi faktörlere bağlıdır. Uygun bakım ve egzersizlerle bu risk azaltılabilir.
Başarılı bir tedavi sonrası ped veya tampon ihtiyacı genellikle ortadan kalkar. Ancak bazı hafif sızıntılar devam edebileceğinden, ilk dönemlerde kullanım devam edebilir.
Tedaviye destek olarak kilo kontrolü, sigarayı bırakma, mesane eğitimi ve kafein alımının azaltılması önerilir. Bu değişiklikler semptomların hafiflemesine katkı sağlar.
İdrar kaçırma tedavisinin süresi, altta yatan nedenin türüne ve tedavi yöntemine göre değişir. Egzersiz ve davranışsal tedaviler birkaç hafta ila aylar sürebilirken, ilaç tedavileri genellikle uzun dönemli uygulanır.
İdrar kaçırma şikayetlerinde başvurulması gereken branşlar Kadın Hastalıkları ve Doğum (özellikle ürojinekoloji alanında uzmanlaşmış hekimler) ve Üroloji bölümleridir.
